Petrol fiyatları, Ortadoğu’da askeri gerilimin yeniden tırmanışa geçmesi ve küresel enerji arzının en kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlilik nedeniyle Cuma günü belirgin bir artış kaydetti.
İran donanmasına bağlı komandoların Hürmüz Boğazı’nda bir kargo gemisine operasyon düzenlediğine dair görüntülerin yayınlanması ve Tahran hava savunma sistemlerinin “düşman hedeflere” müdahale ettiği yönündeki haberler, piyasalardaki arz güvenliği endişelerini tetikledi. Brent petrol vadeli işlemleri, GMT 04.10 itibarıyla 99 sent veya %0,94 artarak varil başına 106,06 dolara yükselirken, ABD hafif petrolü (WTI) 71 sentlik artışla 96,56 dolardan işlem gördü.
Haftalık bazda bakıldığında, Brent petrol fiyatı %17,13, WTI ise %15,13 oranında değer kazandı. Bu veriler, bölgedeki çatışma sürecinin başlangıcından bu yana kaydedilen en büyük ikinci haftalık yükseliş olarak kayıtlara geçti. ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilimin sıcak çatışmaya dönüşmesiyle Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanma noktasına gelmesi, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzının yaklaşık %20’sinin kesilmesine yol açtı.

Perşembe günü her iki gösterge kontratı da %3’ün üzerinde artışla kapanırken, Tahran üzerinde hava savunma hareketliliği ve İran yönetimindeki siyasi güç mücadelesine dair raporların ardından varil başına 5 dolarlık ani bir sıçrama yaşandı.
Petrol fiyatları ve Hürmüz Boğazı’ndaki arz riski
Küresel enerji koridorunun kalbinde yaşanan bu gelişmeler, piyasa analistleri tarafından “savaş öncesi hazırlık evresi” olarak değerlendiriliyor. Haitong Futures tarafından hazırlanan kapsamlı rapor, iki haftalık ateşkes sürecinin ardından tarafların askeri yığınaklarını artırdığına dikkat çekiyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın bu süreçte silah kapasitesini “bir miktar” artırmış olabileceğini belirtirken, ABD ordusunun bu tehdidi kısa sürede bertaraf edebilecek güçte olduğunu vurguladı. Ancak uzmanlar, Nisan ayı sonuna kadar diplomatik müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamaması ve çatışmaların yeniden başlaması durumunda petrol fiyatları için yılın yeni zirvelerinin görülebileceği uyarısında bulunuyor.

Dünya petrol trafiğinin beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı üzerindeki İran denetimi, enerji piyasaları için en büyük risk faktörü olmaya devam ediyor. İran’ın barış görüşmelerinin tıkanmasının ardından bir kargo gemisine düzenlediği baskının görüntülerini paylaşması, bölgedeki lojistik hakimiyetini bir gövde gösterisine dönüştürdüğünü gösteriyor.
Çin merkezli China Futures Baş Araştırmacısı Mingyu Gao, boğazdaki aksamaların sürmesi halinde, küresel ham petrol ve rafine ürün stoklarının Mayıs sonu veya Haziran başında son beş yılın mevsimsel ortalamalarının altına inebileceğini ifade etti. Bu durumun, fiyatlar üzerindeki “arz riski primini” daha da yukarı çekmesi bekleniyor.
Bölgesel diplomasi ve piyasaların gelecek beklentisi
Diplomatik kanallarda ise hareketlilik sürüyor ancak somut bir sonuç henüz ufukta görünmüyor. ABD Başkanı Trump, İran ile çatışmayı sona erdirmek için belirli bir takvim belirlemeyeceğini, önceliğinin “büyük bir anlaşma” yapmak olduğunu kaydetti.
Trump, uzun vadeli bir barış planı için ne kadar bekleyebileceği yönündeki sorulara “beni acele ettirmeyin” yanıtını vererek esnek bir strateji izleyeceğinin sinyalini verdi. Öte yandan Beyaz Saray’da gerçekleştirilen üst düzey görüşmeler sonucunda İsrail ve Lübnan’ın ateşkesi üç hafta uzatma kararı aldığı açıklandı. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede Lübnan’ın Hizbullah’a karşı kendisini korumasına yardımcı olacaklarını ifade ederken, Hizbullah kanadı işgal güçlerine karşı direnme haklarının saklı olduğunu belirtiyor.

Piyasa katılımcıları için asıl kritik nokta, Lübnan cephesindeki göreceli sakinliğin İran eksenli gerilimi düşürüp düşürmeyeceği üzerinde odaklanıyor. İsrail’in İran’a yönelik saldırılara her an yeniden başlayabileceği yönündeki uyarıları, jeopolitik risklerin masada kalmaya devam edeceğini gösteriyor.
Analistler, kısa vadede petrol fiyatları üzerindeki baskının hafiflemesi için Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer güvenliğinin yeniden tesis edilmesi ve İran ile yürütülen müzakerelerde teknik bir uzlaşıya varılması gerektiğini vurguluyor. Gelecek dönemde enerji maliyetlerindeki bu volatilite, küresel enflasyon verileri ve merkez bankalarının faiz politikaları üzerinde de belirleyici bir rol oynamaya aday görünüyor.







