Altın fiyatları, tarihin en uzun süreli düşüş serisini geride bırakırken, yatırımcılar arasında oluşan hayal kırıklığına rağmen analistler kıymetli metalin “güvenli liman” işlevini sürdürdüğünü ifade ediyor.
Standard Chartered Bank Küresel Emtia Araştırmaları Bölüm Başkanı Suki Cooper tarafından hazırlanan son rapor, piyasalardaki değer kaybının temelinde yatan nedenleri likidite ihtiyacı ve küresel arz zinciri krizine dayandırıyor.
ABD, İsrail ve İran hattındaki gerilimin derinleşmesiyle birlikte finansal piyasalarda yaşanan sarsıntı, yatırımcıların acil nakit ihtiyaçlarını karşılamak adına altın pozisyonlarını nakde çevirmesine yol açtı. Ortadoğu’daki kaosun enerji maliyetlerini yukarı çekmesi ise enflasyon endişelerini yeniden tetikleyerek piyasa dinamiklerini daha hareketli bir yapıya sürükledi.
Altın nakde dönmek için en kolay yol
CNBC’ye verdiği mülakatta piyasa hacmine dikkat çeken Suki Cooper, ekonomik belirsizlik dönemlerinde sarı metalin yatırımcılar için en kolay erişilebilir nakit kaynağı olduğunu vurguladı.

Cooper, finansal piyasalarda yaşanan aşırı stres anlarında teminat tamamlama çağrıları veya varlık rotasyonu nedeniyle sarı metal satışının öncelikli tercih haline geldiğini belirtti.
Satış dalgasının hızının beklentilerin üzerinde gerçekleştiğini kaydeden kıdemli analist, tarihsel trendler ışığında likidite ihtiyacının altın fiyatları üzerinde önümüzdeki dört ila altı haftalık süreçte baskı oluşturmaya devam edebileceği öngörüsünde bulundu.
Ons altının 200 günlük hareketli ortalamasında bir miktar destek bulmasına karşın, piyasanın henüz gerçek dip noktasını arama sürecinde olduğu değerlendiriliyor. Hafta içinde 4 bin 100 dolar seviyesindeki destek noktasından tepki alımlarıyla karşılaşan ons altın, günlük bazda yaklaşık yüzde 3 artışla 4 bin 577,50 dolar seviyesinden işlem gördü.
Altın fiyatları ve borsa yatırım fonlarındaki riskli pozisyonlar
Standard Chartered raporunda yer alan verilere göre, Ocak ayındaki rekor seviyeleri tetikleyen bireysel yatırımcıların önemli bir kısmı şu anda zararda olan pozisyonları ellerinde tutuyor.
Bu durumun kısa vadede fiyatlar üzerinde ek bir aşağı yönlü baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor. Altın Borsa Yatırım Fonları (ETP) üzerine yapılan akış analizi, 4 bin 500 dolar seviyesinde yaklaşık 83 tonluk pozisyonun zarar bölgesinde olduğunu, fiyatların 4 bin dolar seviyesine gerilemesi durumunda bu miktarın 268 tona yükseleceğini ortaya koyuyor.

Ocak 2025’ten bu yana 4 bin dolar üzerindeki fiyatlardan toplam 430 tonluk giriş yaşandığı görülürken, “son giren ilk çıkar” prensibiyle hareket eden yatırımcıların elindeki yaklaşık 115 tonluk stoğun likidasyon riskine açık olduğu ifade ediliyor.
Piyasadaki satış baskısının tek nedeni likidite ihtiyacı değil; aynı zamanda aşırı birikmiş “boğa” pozisyonlar da bu süreçte etkili oldu. Şubat ayının son iki haftasında, en büyük altın fonlarındaki kısa pozisyonların ay ortasına kıyasla yüzde 19 oranında gerilediği saptandı.
Ortadoğu çatışması öncesinde kısa pozisyonların son beş yıllık ortalamanın altına inmiş olması, piyasanın yukarı yönlü pozisyonlarda çok yoğunlaştığını ve bu durumun sarı metali aşağı yönlü risklere karşı savunmasız bıraktığını gösteriyor.

Uzmanlar, fiyatların kalıcı bir destek bulabilmesi için zararda olan fon pozisyonlarının bir kısmının daha tasfiye edilmesinin gerekebileceğini tahmin ediyor.
Küresel piyasalarda enflasyonist beklentiler ve sonuç
Sarı metal fiyatları kısa vadede satış baskısı altında kalsa da piyasa analistleri, zarardaki pozisyonların temizlenmesinin ardından fiyatlarda toparlanma bekliyor.
Özellikle enflasyonun beklentilerin üzerinde ve uzun süreli olduğu senaryolarda altının geleneksel “değer koruma” rolü yeniden ön plana çıkıyor. 1970’li yıllarda yaşanan petrol şokları, stagflasyonist bir ortamın altını nasıl desteklediğine dair tarihsel bir referans oluşturuyor.
Mevcut jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden yaratacağı maliyet baskısı, orta vadede sarı metal için yukarı yönlü bir risk faktörü olarak masada duruyor. Ancak bu süreçte merkez bankalarının vereceği politika tepkileri ve faiz kararları, kıymetli metalin yeni bir zirve denemesi yapıp yapmayacağını belirleyecek en kritik unsur olarak görülüyor. Piyasa oyuncuları, jeopolitik risklerin arz zincirinde yaratacağı kalıcı hasarları ve bunun küresel büyüme üzerindeki etkilerini izlemeye devam edecek.







