Altın, ons başına 4.200 doların üzerine çıkarak yeni bir rekor kırdı ve gümüş de değer kazandı. Bu önemli yükseliş, ABD-Çin geriliminin tırmanması ve Federal Rezerv’in bu yıl iki kez daha faiz indirimine gideceği yönündeki beklentilerle desteklendi.
Altın, Çarşamba günü %1,8 artışla 4.218,29 dolarlık zirveye ulaştı. Spot gümüş %3’ün üzerinde değer kazanırken, Londra piyasasında metalin bulunabilirliği sınırlı kaldı. Gümüş, Salı günü dalgalı bir gün geçirdi. Fiyatlar, ons başına 53,55 doların üzerinde tüm zamanların en yüksek seviyesine yükseldi, ardından keskin bir düşüş yaşadı.

Fed Başkanı Jerome Powell, ABD merkez bankasının bu ayın sonunda çeyrek puanlık bir faiz indirimi daha yapacağını işaret ettikten sonra, ABD Hazine tahvillerinin getirileri aylardır en düşük seviyeye geriledi. Düşük getiriler ve borçlanma maliyetleri, faiz getirmeyen değerli metallere, özellikle de Altın’a fayda sağlama eğiliminde.
Bu arada, Donald Trump’ın Çin’e yeni bir ticaret tehdidinde bulunmasının ardından riskten kaçınma eğilimi arttı ve sarı metal güvenli liman olarak cazibesini artırdı. Bu açıklamalar, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ilişkiye yeni gerilimler getirdi. Washington’un geçen hafta Çin’e ek %100 gümrük vergisi uygulamakla tehdit etmesinin ardından Pekin misilleme yapacağına söz verdi.
Gümüş piyasasında likidite sorunu ve Altın talebi

Gümüş piyasası, Londra’daki likidite eksikliğinden etkilenerek dünya çapında metal arayışını tetikledi ve referans fiyatların New York’taki vadeli işlem fiyatlarının üzerine çıkmasına neden oldu. Çarşamba günü iki piyasa arasındaki fark ons başına yaklaşık 1,05 dolardı, Salı günü ise yıllık bazda gümüş borçlanma maliyeti yaklaşık %17 idi ve her ikisi de tarihsel olarak yüksek seviyelerdeydi.
Yatırımcılar, ABD yönetiminin gümüş, platin ve paladyum gibi kritik mineralleri kapsayan 232. Madde soruşturmasının sonuçlanmasını beklerken gerginliğini koruyor. Soruşturma, metallerin Nisan ayında resmi olarak vergiden muaf tutulmasına rağmen yeni gümrük vergilerine tabi tutulabileceği endişelerini yeniden canlandırdı. Bu genel gerginlik ortamı, yatırımcıları doğal olarak Altın gibi güvenli limanlara yönlendiriyor.
Merkez bankaları ve Altın fiyatlarının artışı

Dört ana değerli metal, emtia piyasalarını domine eden bir yükselişle bu yıl %60 ile %82 arasında değer kazandı. Altın’ın yükselişi, merkez bankalarının alımları, borsa yatırım fonlarındaki artan varlıklar ve Fed’in faiz indirimleri ile desteklendi.
Güvenilir limanlara olan talep, ABD-Çin arasında tekrarlanan ticaret gerilimleri, Fed’in bağımsızlığına yönelik tehditler ve ABD hükümetinin kapanmasıyla desteklendi. Yatırımcılar ayrıca, “devalüasyon ticareti” olarak bilinen bir fenomen olan, kontrolden çıkan bütçe açıklarının oluşturduğu tehditlerden kendilerini korumak için değerli metallerde güvenlik arıyor. Merkez bankalarının alımları da Altın fiyatlarındaki artışın temel itici gücü oldu.
Trafigura Group’un baş ekonomisti Saad Rahim, Altın fiyatlarındaki yükselişin büyük bir kısmının “fiziksel alımlar tarafından yönlendirildiğini ve merkez bankalarının büyük miktarlarda alım yaptığını” belirtti. Borç sürdürülebilirliği konusundaki endişeler ve faiz oranlarının düşme olasılığı, yatırımcıların “Altın’ı değer saklama ve güvenlik aracı olarak görmelerine” neden oluyor, dedi.







