Petrol fiyatları, ABD ve İran arasında bir aydır süregelen ateşkesin karşılıklı saldırılarla bozulmasının ardından haftanın son işlem gününde %1 seviyesinde değer kazandı.
Küresel enerji arzı için kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı’nın yeniden tam kapasiteyle açılmasına yönelik diplomatik umutların zayıflaması, piyasalarda arz endişelerini tetikledi. Brent petrol vadeli işlemleri, TSİ 06.56 itibarıyla 1,20 dolar veya %1,2 artış kaydederek varil başına 101,26 dolardan işlem gördü. ABD hafif petrolü (WTI) ise 85 sentlik bir yükselişle 95,66 dolara ulaştı. Piyasa açılışında her iki gösterge fiyatında da %3’ü aşan daha sert hareketler gözlemlendi.
Söz konusu fiyat artışları, hafta başında ABD ve İran’ın kapsamlı bir barış anlaşmasına yaklaştığına dair raporların ardından yaşanan üç günlük düşüş serisini sonlandırdı. Tahran’ın nükleer programına ilişkin temel sorunları öteleyen ancak çatışmaları durdurmayı hedefleyen taslak metne yönelik iyimserlik, yerini yeniden askeri hareketliliğe bıraktı.

Hafta genelinde her iki kontratın da yaklaşık %6 oranında değer kaybıyla kapanması beklenirken, bölgeden gelen son haberler piyasadaki volatiliteyi artırdı.
Petrol piyasası analizi sağlayıcısı Vanda Insights’ın kurucusu Vandana Hari, piyasanın tam bir kırılmanın eşiğinde olduğunu belirterek, fiyat oluşumunun artık savaşın gidişatına dair pragmatik bir okumaya veya Hürmüz Boğazı’ndaki fiziksel gerçeklere dayanmadığı değerlendirmesinde bulundu.
Hürmüz boğazı ve enerji arzı üzerindeki kritik riskler
Cuma günü kaydedilen fiyat sıçraması, Tahran yönetiminin ABD’yi yürürlükteki ateşkesi ihlal etmekle suçlamasının ardından geldi. Washington ise Perşembe günü Hürmüz Boğazı’ndan geçen ABD Donanması gemilerine İran tarafından ateş açıldığını, düzenlenen hava saldırılarının ise bu eyleme bir misilleme niteliği taşıdığını bildirdi.
İran askeri yetkilileri, ABD’nin boğazda ve ana karada sivil bölgelerin yanı sıra bir İran petrol tankerini de hedef aldığını iddia etti. Yaşanan bu sıcak çatışmaya rağmen ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü geç saatlerde gazetecilere yaptığı açıklamada ateşkesin halen yürürlükte olduğunu ifade etti. Ancak diplomatik kaynaklar, Washington’ın İran’dan beklediği barış teklifi yanıtının, Hürmüz Boğazı’nın trafiğe açılması gibi temel şartları içermemesi nedeniyle sürecin tıkandığını belirtiyor.

Enerji piyasası uzmanları, arz tarafındaki tablonun gerginliğini koruduğuna dikkat çekiyor. IG analisti Tony Sycamore, paylaştığı notta piyasadaki arz sıkışıklığının devam ettiğini vurguladı. Öte yandan, ABD Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu’nun (CFTC), Başkan Trump’ın İran ile ilgili kritik açıklamaları öncesinde gerçekleştirilen toplam 7 milyar dolarlık petrol işlemlerini incelediği bildirildi.
Reuters’ın haberine göre, bu işlemlerin büyük bir kısmının fiyat düşüşüne yönelik “açığa satış” pozisyonlarından oluştuğu ve Trump’ın saldırı erteleme veya politika değişikliği açıklamaları öncesinde Chicago ve Londra borsalarında yoğunlaştığı kaydedildi. Bu durum, piyasa manipülasyonu şüphelerini artırırken yatırımcıların bölgedeki her siyasi gelişmeye karşı hassasiyetini de en üst seviyeye taşıdı.
Bölgesel istikrarsızlığın piyasa beklentilerine etkisi ve sonuç
Hürmüz Boğazı, 28 Şubat’ta başlayan çatışmalardan önce küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının beşte birinin taşındığı en stratejik güzergah olarak kabul ediliyordu. Bölgedeki askeri hareketliliğin kalıcı bir barışla sonuçlanmaması, küresel enerji fiyatlarının yüksek seyretmeye devam edeceği yönündeki beklentileri güçlendiriyor.
Piyasada oluşan kısa süreli iyimserlik dalgalarının her seferinde yerini sert geri dönüşlere bırakması, yatırımcıların jeopolitik risk primini fiyatlara dahil etmeyi sürdürdüğünü gösteriyor.

Gelecek dönemde, Washington ve Tahran arasındaki diplomatik temasların seyri ile boğazın güvenliği, petrol fiyatlarının 100 dolar eşiği üzerindeki kalıcılığını belirleyen ana unsurlar olacak.
Piyasalar şu an için ABD yönetiminden gelecek resmi açıklamalar ile bölgedeki askeri saha raporları arasındaki çelişkiyi anlamlandırmaya çalışırken, düşük stok seviyeleri ve sınırlı arz kapasitesi nedeniyle fiyatlardaki yukarı yönlü risklerin devam ettiği öngörülüyor. Ekonomik durgunluk endişelerine rağmen enerji güvenliğine dair jeopolitik tehditlerin ön planda kalması, volatil bir seyri kaçınılmaz kılıyor.







