ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri stratejisini sertleştirmesi ve mücadelenin uzun süreceğine dair sinyaller vermesiyle birlikte küresel petrol fiyatları Perşembe günü ivme kazandı.
Enerji piyasaları, küresel arz zincirindeki aksamaların derinleşeceği beklentisiyle pozisyon alırken, ABD ham petrolü yüzde 10’un üzerinde değer kazanarak varil başına 110 dolar sınırını aştı.
Yatırımcılar, Trump’ın Çarşamba gecesi yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında net bir çıkış stratejisi sunmasını beklerken, operasyonların haftalarca süreceğine dair vurgusu ve Tahran yönetimine yönelik sert askeri tehditleri piyasalardaki volatiliteyi artırdı.
TD Securities Kıdemli Emtia Stratejisti Ryan McKay, piyasaya sunduğu bilgi notunda, çatışmanın Nisan ayı sonuna kadar sarkma ihtimalinin “varil matematiğini” karamsar bir tabloya sürüklediğini ifade etti.

McKay, ay sonuna kadar yaklaşık 600 milyon varili ham petrol, 350 milyon varili ise jet yakıtı ve dizel gibi rafine ürünler olmak üzere toplam 1 milyar varillik bir arz kaybı yaşanabileceğini öngörüyor. Rapidan Energy tarafından hazırlanan rapor ise, boru hatları üzerinden yönlendirilen akışlar ve acil durum stokları devreye alınsa dahi, Haziran ayı sonuna kadar net kaybın 630 milyon varile ulaşabileceğini ortaya koyuyor.
Petrol arzında Hürmüz Boğazı düğümü
Küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından fiilen kapatılması, enerji arz güvenliğine dair endişeleri en üst seviyeye taşıdı. Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu su yolunun kapalı kalması, fiyatlar üzerinde doğrudan yukarı yönlü baskı oluşturuyor.
Uluslararası gösterge olan Brent petrolün varil fiyatı yüzde 6’lık artışla 107 doların üzerine çıkarken, Houston’daki fiziki alıcıların Mayıs kontratlarının oldukça üzerinde, yaklaşık 120 dolarlık seviyelerden işlem yapmaya istekli oldukları kaydediliyor. Analistler, piyasanın Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalma riskini fiyatlamaya başladığını belirtiyor.

Başkan Trump, konuşmasında ABD’nin Hürmüz Boğazı’na bağımlı olmadığını savunarak, bu rotayı kullanan ülkelerin geçiş yolunun güvenliğini sağlaması gerektiğini vurguladı.
ABD’nin bölgedeki varlığının devam edeceğini ancak asıl sorumluluğun petrol ithal eden ülkelere ait olduğunu belirten Trump, İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırı tehditlerini de yineledi.
Rapidan Energy Başkanı Bob McNally, ABD’nin boğazın güvenliğini sağlama konusundaki stratejik boşluğunu eleştirerek, mevcut durumu bir paraşütçünün uçaktan paraşütsüz atlamasına benzetti. Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın devam etmesi durumunda, deniz üzerindeki tanker stoklarının hızla tükeneceği ve kara envanterlerinin Ağustos ayına kadar son yılların en düşük seviyesine gerileyeceği tahmin ediliyor.
Akaryakıt maliyetleri ve enflasyonist baskı beklentisi
Petrol fiyatları ve rafine ürünlerdeki artışın, küresel ölçekte ciddi bir enflasyon dalgasına yol açmasından endişe ediliyor. Shell CEO’su Wael Sawan, enerji krizinin ilk olarak jet yakıtı, ardından dizel ve son olarak benzin piyasasında “zincirleme bir etki” yaratacağı konusunda uyardı.

Bu durumun özellikle Güney Asya ve Güneydoğu Asya ülkelerini öncelikli olarak etkileyeceği, Nisan ayı itibarıyla ise etkilerin Avrupa genelinde hissedileceği öngörülüyor. ABD iç piyasasında ise yerli üretimin gücü sayesinde büyük bir kıtlık beklenmese de, ithalata bağımlı olan Kaliforniya gibi bölgelerde Mayıs ayı itibarıyla arz sorunlarının baş göstermesi muhtemel görünüyor.
JPMorgan ve GasBuddy gibi kuruluşların analizlerine göre, ABD’de perakende benzin fiyatlarının galon başına 4,45 dolar seviyesine, dizel fiyatlarının ise 6 dolar bandına çıkması bekleniyor. Özellikle dizel fiyatlarındaki sert yükselişin, lojistik ve üretim maliyetlerini doğrudan artırarak yılın ikinci çeyreğinde belirgin bir enflasyonist baskı yaratacağı değerlendiriliyor.
Petrol fiyatlarındaki bu volatilite, 2022 yılındaki rekor seviyelerin tekrar test edilebileceği ihtimalini güçlendiriyor. Piyasalar, çatışma sona erse dahi, artan sigorta maliyetleri, jeopolitik risk primi ve ülkelerin stratejik stoklarını tamamlama çabaları nedeniyle enerji maliyetlerinin savaş öncesi seviyelere dönmesinin zaman alacağını öngörüyor.







