Ünlü ekonomist Mark Zandi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ekonomisinin tam bir işgücü durgunluğu içinde olduğunu ve bu durumun ekonominin geneline yayılma riski taşıdığını söyledi.
ABD’de cuma günü açıklanan Ağustos ayı istihdam raporu, tarım dışı istihdamın beklentilerin altında kalması ve işsizlik oranının yükselmesiyle birlikte işgücü piyasasının zayıfladığını açıkça gösterdi. Moody’s ekonomisti Zandi, bu durumu “işgücü durgunluğu” olarak adlandırdı. Haziran ayındaki revizyonlar, 2020’den bu yana ilk kez işgücünde bir daralma yaşandığını ortaya koydu. Zandi, iş piyasasındaki bu gerilemenin daha geniş bir ekonomik durgunluğa dönüşebileceği ve ABD ekonomisinde resesyona sebep olabileceği yönünde işaretler oluşturduğunu belirtti.
İşgücü durgunluğu ekonomiyi nasıl etkiler

Mark Zandi, öncü gösterge revizyonlarının 2025 yılının başında açıklanmasıyla birlikte önemli bir düşüş yaşanabileceğini öngörüyor. Özellikle işe alımlardaki azalışın bu düşüşte etkili olması bekleniyor. Zandi, işten çıkarmalarda büyük bir artış olmamasına rağmen bu düşüşlerin gerçekleştiğini vurguladı. Ancak, şirketlerin işten çıkarma hızını artırmasının, mevcut işgücü durgunluğunu daha da kötüleştireceğini ve muhtemelen genel ekonomik gücü zayıflatacağını söyledi.
Business Insider‘a verdiği demeçte, “İşletmeler insanları işten çıkarmaya başlarsa, bunun sadece bir işgücü durgunluğu değil, genel bir ekonomik durgunluk olacağını düşünüyorum” dedi ve ABD ekonomisinde resesyon ihtimali konusunda uyardı.
Ekonomi resesyona mı gidiyor

Zandi, yavaşlayan işgücü piyasasıyla birlikte ABD ekonomisinin mevcut durumunu, uçurumun kenarına tutunan birine benzetti. “Her şey uçurumun kenarına sıkıca tutunmuş durumda” diyen ekonomist, bu metaforu şu sözlerle açıkladı: “Birkaç ay önce uçurumun kenarında 10 parmağımız vardı, şimdi ise 7 parmağımız var. Birkaç parmak daha kayarsa, uçurumun kenarından düşeceğiz.”
Faiz indirimleri yeterli olacak mı

Ekonomist Zandi, son yarım dışı istihdam verisinin ardından faiz oranlarında daha fazla indirim yapılmasının muhtemel olduğunu belirtti. Ancak, bu indirimlerin olası bir resesyonu önlemek için yeterli olmayacağını da sözlerine ekledi. Düşük faiz oranlarının birçok faydasının, yatırımcıların bu indirimleri önceden öngörmesi nedeniyle zaten piyasada mevcut olduğunu savundu.







