Yapay zeka gelişimi, yazılım firmalarının ardından şimdi de küresel kredi piyasaları üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaya başladı. İsviçre merkezli yatırım bankası UBS’in yayımladığı son analizde, yapay zeka kaynaklı dijital dönüşümün yarattığı belirsizliklerin, kurumsal borçlanma piyasalarında yeni bir temerrüt dalgasını tetikleyebileceği vurgulandı.
UBS Kıdemli Kredi Stratejisti Matthew Mish, özellikle özel sermaye şirketlerinin mülkiyetindeki yazılım ve veri hizmetleri firmalarının bu süreçten en olumsuz etkilenecek grup olduğunu kaydetti.
Kredi piyasalarında yapay zeka kaynaklı temerrüt beklentisi yükseliyor
Yatırım bankası UBS tarafından hazırlanan rapora göre, önümüzdeki bir yıllık süreçte on milyarlarca dolarlık kurumsal kredinin temerrüde düşme riski bulunuyor. Matthew Mish, OpenAI ve Anthropic gibi şirketlerin geliştirdiği yeni nesil yapay zeka modellerinin beklentilerden çok daha hızlı ilerlemesinin, piyasalardaki “yıkıcı etki” senaryosunu erkene çektiğini ifade etti.

Piyasa oyuncularının bu hız karşısında pozisyonlarını güncellemekte zorlandığını belirten Mish, konunun artık 2027 veya 2028’in meselesi olmaktan çıktığını, riskin bugüne taşındığını vurguladı.
Analiz kapsamında paylaşılan veriler, kaldıraçlı krediler ve özel kredi piyasalarında toplamda 75 milyar dolar ile 120 milyar dolar arasında yeni bir temerrüt hacminin oluşabileceğini gösteriyor.
1,5 trilyon dolarlık kaldıraçlı kredi ve 2 trilyon dolarlık özel kredi piyasasında beklenen bu artış, sırasıyla %2,5 ve %4’lük ek temerrüt oranlarına tekabül ediyor. Yazılım sektörüyle başlayan satış dalgasının; finans, gayrimenkul ve taşımacılık gibi farklı sektörlere de sirayet etmeye başladığı gözlemleniyor.

Yapay zeka gelişimi ve finansal sistemdeki kırılganlıklar
Yapay zeka teknolojisindeki hızlı ilerleme, teknoloji dünyasında “herkesin kazandığı” bir dönemden, “kazananın her şeyi aldığı” sert bir rekabet ortamına geçişi tetikledi.
Bu durum, özellikle yüksek borçluluk oranına sahip olan ve teknolojik dönüşüme ayak uydurmakta zorlanan firmalar için finansman kanallarının tıkanması anlamına geliyor. UBS uzmanları, en kötü senaryoda temerrüt oranlarının tahminlerin iki katına çıkabileceği ve bunun piyasada bir “kredi sıkışıklığına” yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Piyasa dinamikleri açısından şirketler üç ana grupta değerlendiriliyor: İlk grupta OpenAI gibi temel modelleri geliştiren öncüler, ikinci grupta Salesforce ve Adobe gibi bilançosu güçlü olup yapay zekayı sistemlerine entegre edebilen devler, üçüncü grupta ise yüksek borç yükü altındaki özel sermaye odaklı şirketler yer alıyor.
UBS, bu büyük dönüşümün kaybedenlerinin büyük oranda üçüncü gruptaki yüksek borçlu firmalar olacağını öngörüyor. Gelecek dönemde, yapay zeka modellerinin kurumsal adaptasyon hızı ve teknolojik iyileşmelerin boyutu, kredi piyasalarındaki riskin seviyesini belirleyen temel unsurlar olmaya devam edecektir.






