Orta Doğu’daki savaşta enerji altyapılarını hedef alınması ve küresel petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, ABD borsalarında satış baskısını derinleştiriyor. Perşembe günü açılış öncesi işlemlerde Dow Jones endeksi vadeli kontratları yüzde 0,6 oranında değer kaybederken; S&P 500 vadelileri yüzde 0,7, Nasdaq 100 vadelileri ise yüzde 0,8 oranında geriledi.
Yatırımcıların odak noktası, İran’daki Güney Pars doğal gaz sahasına düzenlenen saldırının ardından Katar ve Suudi Arabistan’daki tesislerin misilleme olarak hedef alınmasıyla bozulan arz güvenliği ve tırmanan enflasyonist baskılar üzerinde toplanmış durumda.
Federal Rezerv’in (Fed) faiz oranlarını sabit tutma kararı ve enflasyonun seyri konusundaki temkinli açıklamaları, piyasalardaki volatiliteyi yüksek tutmaya devam ediyor. Anılan süreçte, küresel enerji piyasalarında yaşanan sarsıntıların makroekonomik dengeler üzerindeki kalıcı etkileri yakından izleniyor.
Orta Doğu’daki enerji savaşı ve küresel piyasaların tepkisi

Dow Jones endeksi ve küresel pay piyasaları, enerji sevkiyatının kalbi kabul edilen Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmaların ekonomik yansımalarını fiyatlamayı sürdürüyor. Brent ham petrol vadelileri yüzde 5,1’lik tırmanışla varil başına 112,85 dolar seviyesinden işlem görürken, gün içinde 119,11 dolara kadar ulaşarak son yılların en yüksek seviyelerini test etti.
Dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretim merkezi olan Katar’daki Ras Laffan tesislerinin isabet alması, Avrupa’daki doğal gaz fiyatlarını da yüzde 25 oranında yukarı çekti. Sözü edilen tesis, tek başına küresel LNG arzının yaklaşık beşte birini karşılıyor. Beyaz Saray yetkilileri bölgedeki askeri varlığını güçlendirmeyi planlarken, enerji piyasalarındaki söz konusu oynaklık küresel enflasyon beklentilerinin yeniden yukarı yönlü revize edilmesine yol açıyor.
ABD’de açıklanan şubat ayı üretici enflasyonu verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi, savaşın ekonomik etkileri tam anlamıyla hissedilmeden dahi fiyat baskılarının kalıcı olduğuna dair endişeleri körüklüyor.
Anılan gerilimin üç haftalık bir süreci geride bırakmasına rağmen tansiyonun düşmemesi, nakliye hatları üzerindeki riskleri de artırıyor. Hürmüz Boğazı’ndan geçen günlük petrol miktarının küresel arzın yüzde 20’sine tekabül etmesi, gemilerin saldırı korkusuyla rotalarını değiştirmesine ve navlun maliyetlerinin fırlamasına neden oluyor. ING analistleri, ABD yönetiminin petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü baskıyı hafifletmeye çalıştığı bir dönemde İran’ın enerji varlıklarına yönelik saldırıların gerçekleşmesini manidar bulurken, anılan durumun arz şokunu tetiklediğini belirtiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Güney Pars saldırısında ABD veya Katar’ın bir rolü olmadığını ifade ederek adresi İsrail olarak işaret etse de, piyasalar taraflar arasındaki karşılıklı misillemelerin topyekûn bir bölgesel savaşa dönüşme ihtimalinden endişe ediyor. Mevcut tabloda Dow Jones endeksi yatırımcıları, enerji maliyetlerindeki artışın şirket kârlılıkları ve tüketici harcamaları üzerinde yaratacağı tahribatı en büyük risk faktörü olarak değerlendiriyor.
Dow Jones ve Fed’in faiz patikasındaki belirsizlik
Fed’in çarşamba günü sona eren iki günlük toplantısının ardından faiz oranlarını yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit bırakması, piyasalar tarafından öngörülen bir hamle olarak kayda geçti. Karar metni ve yayımlanan “noktasal grafik” verileri, politika yapıcıların 2026 yılı sonuna kadar en az bir faiz indirimi yapma ihtimalini masada tuttuğunu gösteriyor.
Ancak Fed Başkanı Jerome Powell, düzenlenen basın toplantısında paylaşılan öngörülere “her zamankinden daha fazla” ihtiyatla yaklaşılması gerektiği uyarısında bulundu. Powell, enerji fiyatlarındaki artışın genel enflasyonu yukarı çekeceğini kabul etmekle beraber, anılan artışın ekonomi geneli üzerindeki net etkilerini değerlendirmek için henüz erken olduğunu kaydetti.

Analistler, Donald Trump’ın Fed başkanlığı için adayı olan Kevin Warsh’ın göreve gelmesiyle bankanın kısa süreli enflasyon şoklarını görmezden gelebileceğini değerlendirse de, güncel belirsizlik ortamı Dow Jones endeksi performansını baskılamaya devam ediyor.
Kurumsal tarafta ise teknoloji ve yarı iletken sektöründen gelen veriler Dow Jones endeksi vadelilerindeki negatif seyri pekiştiriyor. Bellek çipi üreticisi Micron Technology’nin mali ikinci çeyrek gelirleri, yapay zeka yatırımlarının etkisiyle yıllık bazda neredeyse üç katına çıkarak 23,86 milyar dolara ulaştı. Şirketin hisse başına kârı 12,20 dolar ile piyasa beklentilerini aşsa da, Micron hisseleri açılış öncesi işlemlerde yüzde 6’ya yakın değer kaybetti.
Bahsedilen düşüşün temel gerekçesi olarak, şirketin 2026 mali yılında yeni üretim tesisleri için ayırdığı yatırım bütçesinin 25 milyar dolara yükseltilmesi gösteriliyor. CEO Sanjay Mehrotra, yapay zeka çağında belleğin stratejik bir varlığa dönüştüğünü vurgularken, artan sermaye harcamaları yatırımcılar tarafından kısa vadeli nakit akışı üzerinde baskı unsuru olarak algılanıyor.
Ekonomik takvimde yer alan işsizlik maaşı başvurularının ise beklentilerin altında kalarak 205 bin seviyesine gerilemesi, ABD iş gücü piyasasının sıkı kalmaya devam ettiğini kanıtlıyor. İş gücü piyasasındaki bu direnç, Fed’in faizleri yüksek seviyelerde tutma konusundaki elini güçlendirirken, Dow Jones endeksi bileşenleri için finansman maliyetlerinin bir süre daha maliyetli kalacağına işaret ediyor.







