ABD Başkanı Donald Trump’ın İran yönetimine Hürmüz Boğazı’nı açması için verdiği mühlet daralırken, ABD borsalarında iyimser bir bekleyiş öne çıkıyor.
Küresel yatırımcılar, diplomatik kanalların açık kalma ihtimalini fiyatlayarak riskli varlıklara yöneliyor. Yeni işlem gününün ilk saatlerinde Dow Jones vadeli kontratları başta olmak üzere ana endeksler pozitif bir bölgeye geçiş yaptı. Piyasalar, bölgedeki askeri gerilimin yatışma ihtimalini ve açıklanacak makroekonomik verileri yakından takip ediyor.
Dow Jones, S&P 500 ve Nasdaq haftanın ilk işlem gününü yükselişle tamamlamıştı.
Dow Jones vadeli işlemlerindeki pozitif seyir
Washington ile Tahran arasındaki askeri kriz, uluslararası finans piyasalarının ana gündem maddesi olmaya devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nı ticari gemi trafiğine açması için salı akşamı dolacak yeni bir 48 saatlik mühlet verdi. Sosyal medya platformu üzerinden oldukça sert ve agresif mesajlar paylaşan Trump, boğazın açılmaması halinde İran’ın kritik altyapı tesislerini vuracaklarını ilan etti.

Ancak aynı açıklamalar dizisinde Amerikan halkının askerleri evde görmek istediğini belirtmesi, geniş çaplı bir kara harekatı veya petrol sahalarını işgal etme fikrinden uzaklaşıldığını gösteriyor. Söylemlerdeki yumuşama sinyalleri ve Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen barış görüşmeleri, yatırımcıların jeopolitik risk primlerini düşürmesine zemin hazırlıyor.
Diplomatik uzlaşı umutlarının yeşermesiyle birlikte, sanayi ve finans devlerinin ağırlıkta olduğu Dow Jones vadeli kontratları yüzde 0,2 oranında, S&P 500 vadeli işlemleri yüzde 0,1 oranında artış kaydederken, teknoloji odaklı Nasdaq 100 vadeli işlemleri önceki kapanışının hemen üzerinde.
Küresel fon yöneticileri, krizin diplomasi yoluyla çözülme ihtimalini, hisse senedi piyasaları için son derece belirgin bir rahatlama sinyali olarak değerlendiriyor. Askeri çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşme ihtimalinin azalması, uluslararası ticaret yapan dev şirketlerin operasyonel risklerini hafifletiyor. Yatırım danışmanları, masadaki barış teklifinin taraflarca kabul edilmesi durumunda piyasalardaki alım iştahının genele yayılabileceğini ifade etti.

Piyasalar, salı akşamına kadar yaşanacak her türlü siyasi gelişmeyi anlık olarak fiyatlamaya hazırlanıyor. Şirketlerin faaliyet karlarını tehdit eden lojistik darboğazların çözülme ihtimali, piyasa profesyonellerini riskli varlıklara yönlendiriyor. Analistler, diplomatik müzakerelerin hisse senedi değerlemelerini destekleyen en güçlü faktör haline geldiğini vurguladı.
Petrol fiyatlarındaki düşüşün Dow Jones şirketlerine etkisi
Jeopolitik tansiyonun düşebileceğine dair beliren umutlar, haftalardır yükseliş trendinde olan enerji piyasalarında doğrudan bir gevşeme yaratıyor. Küresel gösterge niteliğindeki Brent petrol vadeli işlemleri, salı sabahı itibarıyla yüzde 0,7 oranında değer kaybederek varil başına 109 dolar seviyesine geriledi. ABD göstergesi Batı Teksas türü ham petrol vadeli işlemleri ise varil başına 112 dolar civarında yatay bir seyir izliyor.
Enerji maliyetlerindeki geri çekilme, üretim ve taşımacılık odaklı çalışan Dow Jones endeksi şirketleri için ciddi bir rahatlama sağlıyor. Yüksek petrol fiyatlarının yarattığı enflasyonist baskıların hafiflemesi, merkez bankalarının para politikası adımlarını belirlerken daha esnek davranmasına olanak tanıyor. Kar marjlarını korumakta zorlanan sanayi şirketleri, ucuzlayan enerji girdileri sayesinde finansal bilançolarını toparlama fırsatı buluyor.
Petrol fiyatları ile pay piyasaları arasındaki ters korelasyon, yatırımcıların sektörel rotasyon stratejilerini yeniden kurgulamasını gerektiriyor. Diğer taraftan piyasa aktörleri, ekonomik aktivitenin sağlığını ölçmek amacıyla salı sabahı yayımlanacak şubat ayı dayanıklı tüketim malları siparişleri verisine odaklanıyor. Dayanıklı tüketim malları verisi, işletmelerin geleceğe yönelik yatırım planlarını ve tüketici talebinin gücünü gösteren en kritik öncü göstergeler arasında yer alıyor.

Verinin beklentileri aşması halinde, ABD ekonomisinin resesyona girmeden büyümesini sürdüreceği inancı güçlenirken, pay piyasalarındaki yukarı yönlü ivme hız kazanıyor. Uzmanlar, hem düşen enerji maliyetlerinin hem de dirençli makroekonomik verilerin hisse senedi piyasaları için ideal bir yatırım ortamı sunduğunu kaydetti.
Sermaye piyasalarına giren taze likidite, işlem hacimlerini destekleyerek endekslerin direnç seviyelerini aşmasına yardımcı oluyor. Küresel yatırım fonları ise, riskleri dağıtmak adına makroekonomik göstergeleri dikkatle analiz etmeyi sürdürüyor.







