S&P 500 endeksi tarihindeki ilk 7000 puanlık kapanışın ardından, perşembe günü açılış öncesi işlemlerde vadeli endeksler sınırlı da olsa yönünü yukarı çevirdi. Dow Jones vadelileri de yükseliyor.
Çarşamba gecesi gerçekleşen işlemlerde S&P 500 ve Nasdaq 100 vadeli kontratları referans seviyelerinin hemen üzerinde yatay bir seyir izlerken, Dow Jones endeksi vadeli işlemleri yaklaşık yüzde 0,1 oranında yükseldi.
Piyasalardaki bu yukarı yönlü ivme, özellikle teknoloji hisselerindeki güçlü performansın Nasdaq endeksini 11 gün üst üste kazanca taşıması ve S&P 500’ün psikolojik sınırı aşmasıyla destekleniyor.

Dow Jones endeksi ve piyasalarda jeopolitik denge
Hisse senedi piyasalarındaki son hareketlilik, Wall Street’in mali beklentileri ile bölgedeki jeopolitik riskler arasındaki makasın açıldığı bir dönemde gerçekleşiyor. Çarşamba günkü seansta Dow Jones endeksi, teknoloji hisselerindeki yoğunlaşmanın piyasanın genelini gölgede bırakmasıyla yüzde 0,2 oranında sınırlı bir gerileme yaşamıştı.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile olan gerilimin azalabileceğine ve olası bir anlaşmanın yakın olduğuna dair verdiği sinyaller, piyasalardaki risk iştahını yeniden canlandırdı.
Yatırımcılar, jeopolitik risklerin azalma ihtimalini hisse senetleri için “pozitif bir katalizör” olarak değerlendirirken, vadeli piyasalardaki temkinli yükseliş bu beklentiyi yansıtıyor.
Kurumsal raporlar ve makroekonomik veriler ışığında piyasa beklentisi
Piyasalar, tarihi zirvelerin test edildiği bu süreçte odağını perşembe günü açıklanacak kritik kurumsal bilançolara ve ekonomik göstergelere kaydırdı. Netflix, PepsiCo ve Charles Schwab gibi sektör devi şirketlerin mali tabloları, endekslerin mevcut seviyelerini koruyup koruyamayacağına dair önemli ipuçları verecek.

Makroekonomik cephede ise yatırımcılar, haftalık işsizlik maaşı başvurularının yanı sıra mart ayına ilişkin kapasite kullanım oranı ve sanayi üretimi verilerini yakından takip edecek. Piyasa beklentisi, güçlü kurumsal karlılıklar ile istihdam verilerindeki dengenin, Fed’in önümüzdeki dönemde atacağı adımlar üzerinde belirleyici olacağı yönünde şekilleniyor. Analistler, jeopolitik iyimserliğin ekonomik gerçeklerle desteklenmesi durumunda yükseliş trendinin korunabileceğini vurguluyor.






