Asya piyasaları haftanın son işlem gününde karışık bir seyir izlerken, Orta Doğu’daki siyasi açmaz ve ABD ile İran arasındaki müzakerelerin tıkanmasıyla petrol fiyatları yükseliş eğilimini sürdürdü.
Asya’da bölgesel endekslerde net bir yön tayin edilememesi, yatırımcıların jeopolitik riskler ile ekonomik veriler arasında denge kurmaya çalıştığını gösteriyor. Japonya dışındaki Asya-Pasifik hisselerini izleyen MSCI endeksi yüzde 0,3 oranında sınırlı bir artış kaydederek haftayı yüzde 0,8 kazançla kapatmaya hazırlanırken; Japonya’da Nikkei endeksi yüzde 0,45 değer kazandı. Buna karşın Çin, Güney Kore ve Hong Kong borsalarında satış ağırlıklı bir seyir hakim oldu.

Petrol fiyatları ve jeopolitik risklerin piyasa üzerindeki etkisi
Asya borsaları bir yana, Orta Doğu’daki kırılgan ateşkes süreci ve Hürmüz Boğazı çevresindeki askeri hareketlilik, küresel enerji arzına yönelik endişeleri diri tutarak petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor.
İran’ın stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki denetimini artırdığına dair görüntüler servis etmesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın donanmaya yönelik “vur” emri verdiğini açıklaması, piyasalardaki volatiliteyi artırdı. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 1’in üzerinde artışla 106,21 dolara yükselirken, ABD hafif petrolü (WTI) 96,77 dolardan işlem gördü.
Mizuho APAC Makro Strateji Başkanı Vishnu Varathan, mevcut durumu değerlendirirken, “Ateşkes terimi, süregelen bir abluka ve gerginlik ortamında kullanıldığında piyasa için tam bir rahatlama sağlamıyor” ifadelerini kullanarak, gerilimin doğrusal bir çizgide düşmeyeceğine dikkat çekti.

Piyasa uzmanları, yatırımcıların kısa vadeli iyimserlik arayışında olduğunu ancak bölgedeki yapısal sorunların bir veya iki hafta içinde çözülmeyeceğine dair genel bir kanı taşıdığını belirtiyor. Lübnan ve İsrail arasındaki ateşkesin Beyaz Saray’da yapılan üst düzey görüşme sonrası üç hafta daha uzatılması ise petrol ve hisse senedi piyasalarında beklenen büyük rahatlamayı yaratmadı.
Bu durum, Asya dahil küresel piyasaların odağının daha çok Basra Körfezi’ndeki arz güvenliğine ve ABD-İran hattındaki resmi açıklamalara kaydığını kanıtlıyor. ABD vadeli endekslerinde ise Nasdaq yüzde 0,6 ve S&P 500 yüzde 0,1 oranında artış göstererek, nakit piyasalardaki dünkü kayıpların ardından sınırlı bir toparlanma çabası sergiledi.
Döviz piyasası ve merkez bankalarının faiz kararı beklentisi
Asya borsaları dışında döviz piyasalarında gözler, gelecek hafta açıklanacak olan ABD Federal Rezerv (Fed), Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) faiz kararlarına çevrilmiş durumda. Güvenli liman arayışının etkisiyle dolar endeksi haftalık bazda güç kazanırken, euro 1,1684 dolar seviyesine gerileyerek haftayı kayıpla kapatmaya yöneldi.
Rabobank Döviz Stratejisi Başkanı Jane Foley, enerji fiyatlarındaki artışın neden olduğu talep yıkımının, gelişmiş ülke merkez bankalarını önümüzdeki aylarda faiz artırımları konusunda daha temkinli olmaya itebileceğini belirtti. Bu durum, enflasyonla mücadele ile ekonomik büyümeyi koruma arasındaki hassas dengenin merkez bankacıları için en büyük zorluk olmaya devam ettiğini gösteriyor.

Japonya cephesinde ise yenin dolar karşısındaki değer kaybı, müdahale sınırı olarak görülen 160 seviyesine oldukça yaklaştı. Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama, döviz piyasasındaki aşırı hareketlere karşı ABD ile koordinasyon içinde “kararlı adımlar” atılabileceği uyarısını yineledi.
Uzmanlar, Japonya’da yaklaşan “Altın Hafta” tatili nedeniyle piyasa likiditesinin azalacağı bir dönemde, Merkez Bankası’nın (BOJ) faizleri sabit tutması durumunda yende spekülatif atakların görülebileceğini öngörüyor. MFS Investment Management analisti Carl Ang, likidite düşüşünün ani bir değer kazanma operasyonu için fırsat yaratabileceğini ifade etti.
Küresel ekonomi ve piyasa görünümünü belirleyen temel faktörler
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin enerji fiyatları üzerinden küresel enflasyon sepetine doğrudan etkisi, piyasa oyuncularının ana gündem maddesi olmaya devam ediyor. Jeopolitik risklerin arz şoklarını tetikleme ihtimali, yalnızca enerji değil, lojistik ve sigorta maliyetlerini de yukarı çekerek küresel ticaret hacmi üzerinde baskı oluşturuyor.
Bu durum, özellikle sanayileşmiş ekonomilerde maliyet yönlü bir enflasyon baskısını kalıcı hale getirme riski taşıyor. Gelecek dönemde, Washington ve Tahran arasındaki diplomatik kanalın tekrar açılıp açılmayacağı, enerji koridorlarının güvenliğinin nasıl sağlanacağı ve merkez bankalarının bu belirsizlik ortamında vereceği para politikası yanıtları piyasaların yönünü belirleyecek temel unsurlar olacaktır.

Kısa vadede petrolde volatil seyir, döviz piyasalarında ise dolar lehine bir konsolidasyon beklentisi hakimiyetini koruyor.







