Küresel piyasalarda yatırımcıların yakından takip ettiği altın fiyatları, ABD Merkez Bankası toplantısı öncesinde faiz oranları ve enflasyonist baskılara dair artan belirsizliklerin etkisiyle kritik seviyelerin altına indi. Yurt içinde ise altın fiyatları yüzde 2’ye yakın değer kaybetti.
Asya seansındaki işlemlerde ons altın, Orta Doğu bölgesinde devam eden çatışmaların küresel enflasyon üzerinde yaratacağı olası etkilerin yarattığı tedirginlikle yönünü aşağı çevirdi. Spot piyasalarda işlem gören altın, yüzde 0,4 oranında değer kaybederek 4.987,09 dolar seviyesine geriledi. Vadeli işlem sözleşmeleri de yüzde 0,4 oranında düşüş yaşayarak 4.990,44 dolar bandından alıcı buldu.
Diğer değerli metaller cephesinde de benzer bir satış baskısı gözlemleniyor. Spot gümüş fiyatları yüzde 0,3 oranında azalarak 79,0345 dolar seviyesine inerken, spot platin yüzde 0,6 oranında kayıpla 2.116,40 dolar seviyesinden işlem görüyor.
Altın piyasasında jeopolitik riskler ve fiyatlamalar
Güvenli liman arayışındaki yatırımcıların talebi, Orta Doğu coğrafyasında tırmanan gerilime rağmen sınırlı kalıyor. ABD ve İsrail askeri güçlerinin İran hedeflerine yönelik operasyonlarını sürdürmesi, bölgedeki jeopolitik riskleri zirveye taşıyor. İran güvenlik şefi Ali Larijani’nin İsrail hava saldırısında hayatını kaybetmesi, sıcak çatışmaların hız kesmeden devam edeceğine dair piyasa beklentilerini güçlendirdi. Çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte küresel enerji arzına yönelik kurumsal endişeler belirgin şekilde artış gösteriyor.

Dünyanın en önemli nakliye rotalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşen sevkiyatların kesintiye uğraması, petrol fiyatlarını son dört yılın en yüksek seviyelerine yaklaştırdı. Brent tipi ham petrolün varil fiyatı 100 dolar kritik eşiğinin üzerinde tutunmayı başarıyor. Enerji maliyetlerindeki sert yükselişin küresel ekonomide yeni bir enflasyon dalgası yaratacağı korkusu, varlık fiyatlamalarını derinden etkiliyor.
Maliyet enflasyonundaki tırmanış ihtimali, majör merkez bankalarının para politikalarında daha sıkı bir duruş sergilemelerine yol açabilir. Avustralya Merkez Bankası yetkilileri, faiz oranlarını artırma kararını açıklarken bölgedeki çatışmalardan kaynaklanan enflasyonist baskılara özellikle dikkat çekti. Yatırımcılar, enerji kaynaklı sarsıntıların geçici bir oynaklık mı yarattığını yoksa makroekonomik dinamiklerde uzun vadeli bir hasar mı oluşturacağını yakından izliyor.
Merkez bankalarının faiz adımları piyasaları şekillendiriyor
Küresel finans sisteminin gözü kulağı, önümüzdeki günlerde toplanacak olan büyük merkez bankalarının alacağı kararlara çevrilmiş durumda. ABD Merkez Bankası yetkilileri çarşamba günü geç saatlerde para politikası kararını açıklayacak. Ardından Japonya Merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankası, İsviçre Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası yönetimleri de faiz kararlarını kamuoyuyla paylaşacak. Piyasa beklentileri, ABD Merkez Bankası’nın mevcut faiz oranlarını sabit bırakacağı yönünde şekilleniyor.

Analistler, politika yapıcıların İran kaynaklı çatışmalardan doğabilecek enflasyonist sıçramaları nasıl değerlendireceğine odaklanıyor. Söz konusu toplantıdan çıkacak mesajların, gelecekteki faiz indirim döngüsünün rotasını belirlemesi bekleniyor. CME Fedwatch verileri, yatırımcıların eylül ayına kadar herhangi bir faiz indirimi beklentisini fiyatlamalardan büyük ölçüde çıkardığını gösteriyor. Yüksek faiz oranlarının daha uzun süre yürürlükte kalma ihtimali, getiri sağlamayan varlıklara yatırım yapmanın fırsat maliyetini artırıyor. Bahsedilen makroekonomik iklim, altın ve diğer değerli metaller üzerindeki satış baskısını yapısal olarak destekliyor.
Yılın başından itibaren elde edilen kazançların bir kısmı korunuyor olsa da, varlık fiyatları ocak ayı sonlarında test edilen 5.600 dolar seviyesindeki rekor zirveden oldukça uzaklaşmış bulunuyor. Enflasyon endişelerinin tırmandığı dönemlerde genellikle sığınılacak güvenli bir liman olarak görülen altın, artan tahvil getirileri ve güçlü dolar karşısında cazibesini kısmen yitiriyor. Uzmanlar, yatırımcı portföylerindeki risk dağılımının yeniden yapıldığını belirtiyor.

Enerji maliyetlerindeki artışın şirket bilançoları üzerinde yaratacağı tahribat, varlıklara yönelik talebi uzun vadede yeniden canlandırma potansiyeli taşıyor. Karar alıcıların vereceği sinyaller, sermaye piyasalarındaki yön arayışını netleştirecek en önemli unsur olarak öne çıkıyor. Küresel likidite koşullarındaki olası sıkılaşma adımları, gelişmekte olan piyasalardaki sermaye hareketlerini de doğrudan etkiliyor. Finansal aktörler, artan belirsizlik ortamında yatırımlarını koruyabilmek adına defansif stratejilere yönelmeyi tercih ediyor.







