ABD Başkanı Donald Trump’ın Washington ile Tahran arasındaki müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından Hürmüz Boğazı‘ndan geçen tüm deniz trafiğini engelleme kararı, S&P 500, Nasdaq ve Dow Jones dahil küresel piyasalarda sarsıntıya yol açtı.
Pazar akşamı işlem gören vadeli piyasalarda Hürmüz Boğazı kararı sonrası Dow Jones endeksi vadeli kontratları yüzde 1,2 oranında değer kaybederek açılışta 580 puanlık bir düşüşe işaret etti. Benzer şekilde S&P 500 kontratları yüzde 1,3, Nasdaq 100 kontratları ise yüzde 1,4 oranında geriledi.

Geçen haftayı yükselişle kapatan Dow Jones yeni hafta düşüyor
Geçtiğimiz hafta geçici ateşkes umutlarıyla S&P 500 endeksinin yüzde 3,6, Nasdaq endeksinin yüzde 4,7 ve Dow Jones endeksinin yüzde 3 oranında değer kazandığı rallinin ardından gelen bu gelişme, yatırımcıların risk iştahını belirgin şekilde zayıflattı.
ABD Başkanı Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, “Dünyanın en iyisi olan ABD Donanması, derhal geçerli olmak üzere Hürmüz Boğazı’na girmeye veya boğazdan çıkmaya çalışan tüm gemileri ablukaya alma sürecini başlatacaktır” ifadelerini kullandı.
Bu sert adım, İslamabad’da gerçekleştirilen ve ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in de katıldığı müzakerelerin anlaşma sağlanamadan sona ermesini takip etti. Diplomatik kaynaklar, anlaşmazlığın sadece İran ile sınırlı kalmadığını; Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol yetkisi, mali tazminat talepleri ve Lübnan’daki operasyonların durdurulması gibi geniş kapsamlı taleplerin süreci tıkadığını bildirdi.

Dow Jones dışında, enerji piyasaları da bu gelişmeye hızla tepki vererek ABD ham petrolü (WTI) varil fiyatını yüzde 8’den fazla artışla 104 doların üzerine taşıdı; Brent petrol ise yüzde 7,5 oranında yükseldi.
Hürmüz Boğazı kararı ve enerji arzı güvenliği
Hürmüz Boğazı kararı sonrası tırmanan jeopolitik gerginlik, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yolunun kapanma riskini beraberinde getirdi. Petrol fiyatlarındaki bu volatilite, küresel ekonomi üzerinde yeniden enflasyon baskısı oluşturma ve ekonomik büyümeyi yavaşlatma potansiyeli taşıyor.
Piyasa uzmanları, enerji maliyetlerindeki bu sıçramanın merkez bankalarının faiz politikalarını da zora sokabileceğine dikkat çekiyor. Özellikle geçtiğimiz haftanın iyimser havasının yerini belirsizliğe bırakmasıyla birlikte, yatırımcılar güvenli liman arayışına girdi. Petrol fiyatlarındaki artışın kalıcı olması durumunda, taşımacılık ve üretim maliyetlerindeki yükselişin tüketici fiyatlarına doğrudan yansıyacağı öngörülüyor.

Bu jeopolitik krizin gölgesinde, piyasaların odağı aynı zamanda yılın ilk çeyrek bilançolarına çevrildi. Yarın Goldman Sachs ile başlayacak olan bilanço sezonu; Bank of America, Wells Fargo, Citigroup, JPMorgan Chase ve Morgan Stanley gibi dev bankaların verileriyle devam edecek. Bankacılık sektöründen gelecek karlar ve yöneticilerin geleceğe dönük projeksiyonları, yüksek petrol fiyatları ve artan jeopolitik risklerin şirket karlılıkları üzerindeki etkisini anlamak açısından kritik önem arz ediyor.
Analistler, enerji fiyatlarındaki ani yükselişin özellikle sanayi ve havacılık sektörleri üzerinde baskı oluşturabileceğini, ancak bankacılık sektörünün kredi hacmi ve faiz marjları üzerinden bu süreci nasıl yöneteceğinin takip edileceğini belirtiyor.
Piyasa dinamikleri ve jeopolitik risk beklentileri
Hürmüz Boğazı kararı ile başlayan bu yeni dönem, küresel ticaret yollarının güvenliğine dair endişeleri en üst seviyeye taşıdı. Uzmanlar, deniz trafiğine yönelik bu tür bir blokajın uluslararası hukuk ve küresel tedarik zinciri üzerindeki etkilerinin daha önce görülmemiş bir boyutta olabileceğini değerlendiriyor.
Mevcut durumun sadece bölgesel bir çatışma değil, aynı zamanda küresel bir enerji krizi tetikleme riski barındırması, piyasalardaki volatiliteyi canlı tutuyor. Gelecek dönemde Washington ve Tahran hattından gelecek resmi açıklamalar ile diplomatik kanalların yeniden açılıp açılmayacağı, piyasaların yönünü tayin edecek ana unsur olacak.
Yatırımcılar, enerji arzındaki olası kesintilerin resesyon riskini tetikleyip tetiklemeyeceğini yakından izlerken, Dow Jones endeksi ve diğer majör endekslerin bu baskıyı ne ölçüde absorbe edebileceği merak konusu olmaya devam ediyor.







