ABD ekonomisinin Ocak ayında beklentilerin üzerinde bir performans sergileyerek 130 bin yeni istihdam yaratması, küresel piyasalarda oynaklığı artırdı. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu tarafından açıklanan verilerin ardından, hafta genelinde üç günlük rekor serisini sürdüren Dow Jones endeksi, ilk işlemlerdeki kazanımlarını koruyamayarak günü 67 puanlık düşüşle 0,1 kayıpla tamamladı.
Aynı süreçte S&P 500 endeksi yatay bir seyir izlerken, teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi %0,2 oranında değer kaybetti.
S&P 500, Nasdaq ve Dow Jones’taki bu geri çekilme, özellikle tahvil getirilerindeki sert yükselişle eş zamanlı gerçekleşti. ABD 2 yıllık tahvil faizi %3,51 seviyesine çıkarken, 10 yıllık tahvil faizi %4,17 düzeyine yükseldi. İstihdam piyasasının gücünü koruduğuna yönelik sinyaller, yatırımcıların ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirim sürecine ilişkin takvimini yeniden sorgulamasına yol açtı.

Dow Jones endeksi ve 7.000 puan sınırı üzerindeki baskılar
Ocak ayı istihdam verileri, piyasaların geçtiğimiz hafta açıklanan zayıf verilerin ardından beklediği yavaşlama sinyallerini karşılamadı. Morgan Stanley Wealth Management Baş Ekonomi Stratejisti Ellen Zentner, piyasaların rakamlarda bir vites küçültme beklediğini ancak istihdam piyasasının tam tersine gaza bastığını vurguladı.
Bu durum, hisse senedi piyasalarında başlangıçta bir ralli yaratsa da, teknik analiz yapan yatırımcılar için kritik öneme sahip “psikolojik eşiklerde” dirençle karşılaşıldı. S&P 500 endeksi seans içinde 6.993,48 seviyesine kadar yükselerek 7.000 puan sınırını test etmesine rağmen, bu seviyeyi aşmakta zorlanarak geri çekildi.
Finansal varlıkların bu yuvarlak rakamları geçmekte zorlanması, piyasadaki teknik direncin ve kararsızlığın bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Yatırım yönetimi şirketi BlackRock’ın Küresel Sabit Getiri Birimi Yatırım Direktörü Rick Rieder, mevcut ekonomik tablonun faiz politikaları üzerindeki yansımalarına dikkat çekti. Rieder, 2026 yılının genel olarak istikrarlı orta vadeli faiz oranlarına sahne olacağını, verimin ön ucunda ise daha düşük oranların görülebileceğini ifade etti.
Ancak son istihdam raporunun, beklenen faiz indirimlerinin zamanlamasını öteleyebileceği değerlendirmesinde bulundu. Uzmanlar, kısa ve orta vadeli sabit getirili varlıklara yönelen portföyler için uygun bir zemin oluştuğunu, 2025 yılında kazanç sağlayan gelir odaklı stratejilerin 2026’da da benzer bir performans sergileyebileceğini öngörüyor.
Piyasa beklentileri ve enflasyon verisinin önemi
İstihdam piyasasının dirençli yapısı, piyasa aktörlerinin gözünü doğrudan Cuma günü açıklanacak olan Ocak ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine çevirmesine neden oldu.
İstihdamdaki artışın ücret enflasyonunu tetikleyip tetiklemediği, Dow Jones endeksi ve diğer majör endekslerin kısa vadeli yönü açısından belirleyici olacak.

Eğer enflasyon verileri de beklentilerin üzerinde gelirse, Fed’in sıkı para politikası duruşunu beklenenden daha uzun süre koruyabileceği endişesi piyasalardaki satış baskısını derinleştirebilir.
Mevcut durumda yatırımcılar, hem ekonomik büyümenin devamlılığını kutlamak hem de bu büyümenin getireceği olası faiz baskısından korunmak arasında bir denge aramaya çalışıyor.







