ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kendi belirlediği süreye kadar açılmaması durumunda İran’a yönelik ağır yaptırımlar ve saldırı tehditlerinde bulunması, küresel piyasalarda kritik bir belirsizlik dalgasına yol açtı.
Trump’ın, hayati önem taşıyan su yolunun Salı gününe kadar trafiğe açılmaması halinde elektrik santralleri ve köprüler dahil sivil altyapıyı hedef alabileceği yönündeki sert açıklamaları, bölgedeki gerilimi tırmandırdı.
Bu gelişmelerin ardından Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,5 artışla 109,55 dolara yükselirken, hisse senedi piyasaları haftaya karışık bir seyirle başladı. Birçok ülkede Paskalya Pazartesi tatili nedeniyle likiditenin düşük seyretmesi, volatiliteyi artırırken yatırımcılar olası bir misilleme saldırısı riskine karşı temkinli hareket ediyor.
Piyasalardaki bu gergin bekleyiş sürerken, Axios tarafından yayımlanan ve bölgesel arabulucuların 45 günlük bir ateşkes üzerinde çalıştığına dair rapor, piyasadaki satış baskısını bir nebze olsun hafifletti. Söz konusu haberde; ABD, İran ve bölgesel aktörlerin savaşı kalıcı olarak sonlandırabilecek bir geçici çözüm üzerinde müzakere yürüttüğü ifade edildi.

Singapur merkezli OCBC’nin Döviz Stratejisti Sim Moh Siong, piyasaların açıkça gergin olduğunu ve daha önce birçok kez ertelenen son mühletlerin ne ölçüde uygulanacağının belirsizliğini koruduğunu belirtti.
Hafta sonu boyunca İran’ın enerji altyapısının hedef alınabileceğine dair artan söylemler, daha önce var olan de-eskalasyon umutlarının zayıflamasına neden olurken, yatırımcıların güvenli liman arayışını tetikledi.
İran savaşı sonrası enerji arzı güvenliği ve küresel ekonomide kritik dengeler
Hürmüz Boğazı üzerindeki tehditler, enerji piyasalarında arz güvenliği endişelerini en üst seviyeye taşırken, OPEC+ grubunun Pazar günü aldığı üretim artışı kararı piyasalar tarafından göz ardı edildi.
Üye ülkelerin Mayıs ayı için günlük 206 bin varillik kota artışı üzerinde anlaşmasına rağmen, bölgedeki pek çok üreticinin çatışmalar nedeniyle halihazırda tesislerinde hasar meydana gelmiş olması, ek kapasitenin piyasaya sürülmesini zorlaştırıyor. Diğer yandan ABD’den gelen istihdam verileri, makroekonomik görünümü daha karmaşık hale getirdi.

Mart ayında tarım dışı istihdamın 178 bin ile beklentilerin üzerinde artması ve işsizlik oranının yüzde 4,3’e gerilemesi, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikası üzerindeki baskıyı artırıyor. Ancak CME FedWatch verilerine göre, swap piyasaları Eylül 2027’ye kadar herhangi bir faiz hamlesi öngörmeyerek temkinli duruşunu koruyor.
Bölgesel riskler ve piyasaların gelecek beklentisi
Jeopolitik gerilimlerin gölgesinde kalan finansal piyasalarda, Japonya’dan gelen enflasyon verileri ve tahvil faizlerindeki artış da dikkat çeken bir diğer gelişme oldu. Tokyo’da 10 yıllık devlet tahvili getirileri, enflasyon endişeleriyle yüzde 2,41’e yükselerek 21. yüzyılın rekor seviyesine ulaştı.
ABD Dolar endeksi hafif bir gerilemeyle 100,15 seviyesinde işlem görürken, altın fiyatları yüzde 0,6’lık düşüşle 4.646 dolar seviyesine çekildi. Kripto varlık piyasasında ise Bitcoin yüzde 2,2 artışla 69 bin doların üzerine çıktı.

Jeopolitik risklerin merkezinde yer alan İran ve ABD arasındaki gerilim, küresel ticaretin can damarı olan Hürmüz Boğazı’nın durumuna kilitlenmiş durumda. Yatırımcılar için Salı günü sona erecek olan “mühlet”, piyasaların kısa vadeli yönü açısından kritik bir eşik olarak görülüyor.
Olası bir askeri müdahale veya altyapı saldırısı, enerji fiyatlarında yeni bir ralli başlatabileceği gibi küresel tedarik zincirlerini de ciddi şekilde sarsabilir. Piyasa aktörleri, bir yandan ateşkes görüşmelerinden gelecek resmi onayları beklerken, diğer yandan enerji tesislerine yönelik tehditlerin gerçekleşme olasılığını fiyatlamaya devam ediyor. Gelecek haftalarda piyasalardaki volatilite, diplomatik kanallardan gelecek somut adımlara ve enerji arzının sürdürülebilirliğine doğrudan bağlı kalacak.






