Petrol dahil küresel piyasalar haftaya Orta Doğu’dan gelen askeri ve diplomatik açıklamaların gölgesinde başlarken, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik stratejik mesajları hisse senedi ve enerji fiyatlarında belirgin bir dalgalanmaya yol açtı.
Haftanın ilk işlem gününde Dow Jones endeksi 400 puanlık bir artışla yüzde 0,9 yükselirken, S&P 500 endeksi yüzde 0,8 ve teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi yüzde 0,7 oranında değer kazandı. Ancak bu sınırlı toparlanma çabasına karşın, bölgedeki jeopolitik belirsizliklerin devam etmesi yatırımcıların risk iştahını baskılamayı sürdürüyor.
Brent petrolün varil fiyatı, askeri sevkiyat haberleri ve olası bir kara harekatı endişeleriyle 114 dolar seviyelerine kadar tırmanarak küresel enflasyon kaygılarını yeniden tetikledi.
Bölgedeki çatışmaların ikinci ayına girmesiyle birlikte, piyasalar son dört yılın en uzun haftalık kayıp serisini geride bırakmaya çalışıyor. Wall Street’in ana endeksleri üst üste beşinci haftayı da düşüşle kapatırken, vadeli piyasalar sabah saatlerinde pozitif bir seyir izlese de bu kazanımların kalıcılığı konusunda analistler temkinli yaklaşıyor.

Deutsche Bank makro stratejisti Henry Allen, çatışmanın sona ereceğine dair somut bir işaret bulunmadığını ve piyasa etkisinin giderek daha ciddi bir boyuta ulaştığını ifade etti. Özellikle ABD 31. Deniz Seferi Birliği’nin Orta Doğu’ya ulaştığına dair raporlar, krizin yerel bir çatışmadan bölgesel bir kara savaşına dönüşebileceği endişesini artırarak ham petrol fiyatlarını yukarı yönlü itmeye devam ediyor.
Wall Street Journal’ın ABD’li yetkililere dayandırdığı habere göre, Washington yönetimi İran’ın uranyum stoklarına yönelik askeri bir müdahale seçeneğini de değerlendirmeler arasında tutuyor.
Orta Doğu krizinin enflasyon üzerindeki baskısı
Haber akışının hızlandığı bir ortamda Başkan Trump, “Truth Social” platformu üzerinden yaptığı açıklamada, İran’daki yeni yönetimi “daha makul” olarak nitelendirdi ve barış için müzakerelerin sürdüğünü belirtti.

Ancak Trump’ın bu iyimser tablosuna, Hürmüz Boğazı’nın ticarete açık tutulmaması durumunda İran’ın enerji altyapısına, petrol kuyularına ve elektrik santrallerine yönelik “topyekun imha” tehdidi eşlik etti.
Trump’ın yeni tehdidi petrol fiyatlarını fırlattı
Bu sert söylem, enerji arz güvenliğine dair endişeleri tırmandırırken Brent petrol fiyatlarını sabah saatlerinde 116,89 dolara kadar çıkardı; ardından gelen kar satışlarıyla fiyatlar 114,21 dolar seviyesinde dengelendi. WTI tipi ham petrol ise yüzde 1,1 artışla 100,71 dolardan işlem gördü. Piyasa uzmanları, bu tür açıklamaların genellikle piyasayı yatıştırma amacı taşıdığını ancak sahadaki askeri hareketliliğin sözlü müdahalelerin önüne geçtiğini kaydediyor.
Enerji maliyetlerindeki bu sert yükseliş, yatırımcıların ABD Merkez Bankası’ndan (Fed) beklediği faiz indirimi takvimini de doğrudan etkiliyor. Yakıt fiyatlarındaki artışın enflasyonist baskıları yeniden canlandırmasından korkan piyasalar, Fed’in faiz oranlarını daha uzun süre yüksek tutabileceği ihtimalini fiyatlamaya başladı.
Haftalık bazda güvenli liman arayışı altın fiyatlarına da yansırken, en aktif altın vadeli kontratları yüzde 0,8 artışla ons başına 4 bin 528 dolara yükseldi. Tahvil piyasasında ise 10 yıllık ABD hazine tahvili getirisi, yatırımcıların büyümeye yönelik risklere odaklanmasıyla 4 baz puan düşerek yüzde 4,40 seviyesine geriledi.
İki yıllık tahvillerde de benzer bir seyirle faiz oranı yüzde 3,893’e indi. Bu veriler, piyasaların sadece jeopolitik riski değil, aynı zamanda olası bir ekonomik durgunluk (resesyon) ihtimalini de ciddi bir şekilde hesaba kattığını gösteriyor.
Piyasa beklentileri ve ekonomik verilerin makroekonomik etkileri
Önümüzdeki süreçte piyasaların yönünü belirleyecek temel unsurlar arasında, hafta içinde açıklanacak olan ABD istihdam verileri ve Orta Doğu’daki diplomatik kanalların etkinliği yer alıyor. Kudotrade stratejisti Konstantinos Chrysikos, cuma günü açıklanacak tarım dışı istihdam verilerinin Fed’in para politikası beklentilerini şekillendirmede kritik bir rol oynayacağını vurguladı.
Analistler, enerji fiyatlarındaki volatilitenin devam etmesi durumunda küresel tedarik zincirlerinin yeniden baskı altına girebileceğini ve bu durumun gelişmiş ekonomilerde stagflasyon riskini artırabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

Yatırımcılar için bir diğer önemli takip noktası ise İran tarafının ABD’den gelen açıklamalara vereceği yanıt olacak. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın sosyal medya üzerinden yaptığı, ABD’den gelen açıklamaların piyasaları manipüle etmeye yönelik olduğu yönündeki çıkışları, taraflar arasındaki güven bunalımının derinliğini ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, Orta Doğu’daki askeri gerginlik düşmediği ve enerji arzı üzerindeki tehditler somut bir anlaşmayla ortadan kalkmadığı sürece, küresel piyasalarda oynaklığın yüksek seyretmesi ve riskli varlıklardan kaçış eğiliminin devam etmesi bekleniyor. Piyasa katılımcıları, Beyaz Saray’ın bir sonraki hamlesinin sadece bölgesel bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda küresel ekonomik dengeleri değiştirebilecek bir katalizör olduğunun altını çiziyor.







