S&P Türkiye için önemli bir tahminde bulundu. S&P Global Ratings Kıdemli Direktörü Frank Gill, Türkiye ekonomisinin temel odağının enflasyonla mücadele olmaya devam ettiğini belirterek, 2026 yılı için ortalama enflasyon tahminlerini açıkladı. Gill, “Merkez Bankası’nın 2026 yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 16. Bizim gelecek yıl için ortalama enflasyon tahminimiz yüzde 20 seviyesinde” dedi.
Gill, S&P Global Ratings’in basına kapalı gerçekleşen Türkiye Sermaye Piyasaları Konferansı sonrasında Türkiye’nin ekonomik görünümünü değerlendirdi. Türkiye ekonomisindeki birçok sektörün enflasyonla mücadelenin sürdürülmesine ve enflasyon hedeflerine ulaşmaya odaklandığını dile getirdi.
Enflasyonda ikinci aşama daha zorlu olacak

Enflasyonda yavaşlamanın sürdüğünü ancak bu düşüşün hız kaybettiğini söyleyen Gill, enflasyonun yüzde 70’in üzerinde bir seviyeden yüzde 30’lara düşürülerek ilk aşamanın başarıldığını anlattı. Ancak ikinci aşamanın biraz daha zor olabileceğini ifade etti.
Gill, para politikasının maliye politikası ve diğer yapısal politikalarla koordine edilmesi gerektiğini vurguladı. “Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in deprem dışı harcamaları kısıtlama konusunda oldukça ciddi olduğunu düşünüyorum” dedi. Diğer yandan, KDV tahsilatının çok güçlü olduğunu belirterek, harcama tarafında bazı kısıtlamalar olduğunu dile getirdi. Bununla birlikte “gelecek yıl enflasyonu mevcut seviyesine göre yarı yarıya düşürmek için maliye politikası belki de daha da sıkılaştırılmalı” ifadelerini kullandı. S&P Türkiye’deki mali sıkılaştırma adımlarını destekliyor.
S&P Türkiye için riskleri dengeli görüyor

Türkiye’nin uluslararası net rezervlerindeki artışa değinen Gill, “Net döviz rezervlerinin seviyesini dikkatle takip ediyoruz. 2024’te rezervler çok önemli ölçüde arttı” dedi. Cari açığın Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) yaklaşık yüzde 1’ine kadar daraldığını söyledi. Gill, cari açığın mütevazı kalmaya devam edeceğini ve dolayısıyla net dış finansman ihtiyacının da mütevazı olacağını öngörüyor.
Diğer yandan Gill, Türkiye’de hane halkının altın ve döviz talebinin güçlü seyretmesi ve tüketimin istenen seviyeden yüksek olması nedeniyle özellikle çekirdek enflasyonun düşmesinin zorlaştığına işaret etti. Yaz sezonunda yaşanan kuraklığın da gıda fiyatlarına olumsuz etki yaptığını vurguladı.
Gill, S&P Türkiye’nin mevcut uzun vadeli kredi notunun BB- ve görünümün durağan olduğunu söyledi. Şu an için bu seviyenin makul olduğunu düşündüklerini belirterek, “Riskler dengeli, mali sonuçların oldukça cesaret verici olduğunu düşünüyorum” dedi. Ancak, özellikle de hane halkının gelecek yıl nasıl davranacağı, dolar mevduatlarına geri dönüp dönmeyeceği gibi konularda hala bazı cevaplanmamış sorular olduğunu düşündüklerini değerlendirmesinde bulundu.
Kredi notu değerlendirmesi 2026 baharında olabilir

Gill, 2026 takvimini henüz yayınlamadıklarını belirterek, “S&P Türkiye için bir sonraki not değerlendirmesini 2026’nın bahar döneminde yapacaktır” dedi Bu zamana kadar 2025 yılı mali sonuçlarının da netleşeceğini, net rezerv pozisyonu dahil daha fazla faktör hakkında veriye sahip olacaklarını söyledi.
Bakan Şimşek’e konferansta sorulan sorulardan birinin, bankaları etkileyen ve halen yürürlükte olan birçok kontrolün azaltılmasına yönelik herhangi bir plan olup olmadığı olduğunu anlattı. S&P Türkiye’deki bankacılık sistemini yakından izliyor. Gill, hem TL kredileri hem de döviz kredileri için kredi büyümesine aylık tavanlar ve bilançolarındaki döviz mevduat payına getirilen sınırlamalar gibi birçok başka düzenleme daha olduğunu belirtti.
Bu düzenlemelerin bankacılık sisteminin hayatını zorlaştırdığını ve net faiz marjlarına ve karlılıklarına aşağı yönlü baskı yaptığını ifade etti. Gill, “S&P Türkiye’de bankaların çok iyi yönetildiğini düşünüyor diyerek” bunun muhtemelen ekonominin güçlü yanlarından biri olduğunu söyledi. Ancak bu durumun, bilançolarını yönetme biçimlerini karmaşıklaştırabildiğini belirtti.
Sorunun faiz oranının tek başına enflasyonu gerçekten kontrol altına almaya yetmemesi, faiz üzerinden parasal aktarım kanalının oldukça zayıf olması olduğunu söyledi. Ekonomideki likidite miktarını etkilemek için, dolarizasyon oranına, bankalardaki diğer önlemlere bakmak gerektiğini ifade etti. Yine farklı para türlerinin büyümesine bir sınır koymaya çalıştıklarını, böylece enflasyon hedeflerine ulaşabileceklerini belirtti. S&P Türkiye’nin para politikası araçlarını değerlendirdi.
Asıl mesele enflasyonu tek haneli seviyelere düşürmek

Frank Gill, Türkiye’de yıllık enflasyonun hali hazırda yüzde 30 civarında olduğunu ve tahminlerinin bu yıl sonu için yüzde 28 olduğunu dile getirdi. Şu ana kadar çekirdek enflasyonun kalıcılığına ve gıda enflasyonuna yönelik risklerin oldukça iyi kontrol altına alındığını ancak risklerin sürdüğünü söyledi. S&P Türkiye’nin enflasyon tahminlerini paylaşırken, gelecek yıl için ortalama enflasyon beklentisinin yüzde 20 olduğunu da ekledi.
Gill, “S&P Türkiye’de uzun vadeli kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye dönme sürecinde enflasyonun tek haneye düşürülmesinin belirleyici rol oynayacağını düşünüyor” dedi. Türk şirketlerini, hanelerini, işletmelerini tasarruflarını TL olarak tutma konusunda ikna etmenin önemine işaret etti. S&P Türkiye’de bu adımların önemini vurguladı. Bunun yerel para piyasalarını derinleştirmeye yardımcı olacağını ve nihayetinde ekonomiye fayda sağlayacağını belirtti.
Gill, “Çok yüksek enflasyon ekonomik kararları çarpıtma eğilimindedir. İnsanlar kısa vadede uzun vadeli yatırım yapmadıklarını düşünüyorlar” dedi. Ayrıca sermaye girişlerinin kalitesine de baktıklarını, dünyanın geri kalanından gelen sermaye girişlerinin çoğunun kısa vadeli olduğunu söyledi. Bunların gecelik takas piyasasına portföy girişleri olduğunu ifade etti. Net doğrudan yabancı yatırımların GSYH’nin belki yüzde 0,4 puanına karşılık geldiğini, bu oranın da Türkiye gibi bir ekonomi için düşük olduğunu belirtti. Konum olarak Türkiye’nin Asya ve Avrupa’yı bağlıyor olması nedeniyle muazzam bir potansiyeli olduğunu değerlendirmesinde bulundu.







