Küresel kahve zinciri Starbucks, 2026 yılına hisse senedi piyasalarında pozitif bir ivmeyle başlamasına karşın, yatırım bankası RBC Capital tarafından yayımlanan son raporla birlikte analistlerin radarına girdi.
Kanada Kraliyet Bankası’nın yatırım bankacılığı birimi olan RBC Capital uzmanları, Starbucks’ın piyasa performans notunu “Sektör Üzeri Getiri” seviyesinden “Sektöre Paralel Getiri” seviyesine düşürdüklerini açıkladı.
Yayımlanan değerlendirme notunda, şirketin hedef hisse fiyatı 105 dolar olarak güncellendi. Artan operasyonel maliyetler ve yüksek hisse değerlemeleri, kurumun söz konusu kararı almasındaki temel faktörler olarak öne çıkıyor.
Artan iş gücü maliyetleri Starbucks hisselerini baskılıyor

RBC Capital analistlerinin hazırladığı rapora göre, şirketin Amerika Birleşik Devletleri içerisindeki operasyonlarını yeniden canlandırmak amacıyla yapması gereken finansal yatırımlar, Starbucks yönetiminin öngördüğü seviyelerin çok üzerine çıktı.
Uzmanlar, 2024 yılının kasım ayında gerçekleştirdikleri bir önceki analizde, markanın yalnızca sınırlı ve geçici sermaye enjeksiyonlarıyla toparlanma sürecini tamamlayabileceğini öngörüyordu. Beklentilerin aksine, aradan geçen süre zarfında iş gücü harcamalarının kalıcı bir yapıya bürünmesi planları değiştirdi.
Personel maaşlarındaki artışlar, sendikalaşma faaliyetlerinin getirdiği ek operasyonel yükler ve mağaza çalışanlarına sağlanan yeni yan haklar, bilançolar üzerindeki baskıyı belirgin ölçüde ağırlaştırdı. Ek yatırımların zorunlu hale gelmesi, daha önce çizilen iyimser senaryoların geçerliliğini yitirmesine yol açtı.
Maliyet kalemlerindeki yükseliş eğilimi, doğrudan şirketin net kâr marjlarını tehdit eden bir unsura dönüşüyor. Karlılık oranlarındaki daralma ihtimali, kurumsal finansal dönüşüm sürecinin piyasa aktörlerinin beklediğinden çok daha uzun bir zaman dilimine yayılacağına işaret ediyor.
Gelir büyümesinde gözlemlenen kısmi iyileşmelere rağmen, elde edilen nakit akışı artan operasyonel giderleri dengelemekte yetersiz kalıyor. Analistler, önümüzdeki üç yıllık projeksiyonda sağlanması planlanan maliyet tasarruflarının, önceki tahmin raporlarında belirtilen rakamların oldukça gerisinde kalacağını ifade etti. Tasarruf hedeflerinden sapılması, şirketin rekabet gücünü koruyabilmek adına yeni finansman kaynaklarına veya kâr marjını düşürecek ek yatırımlara yönelmesini kaçınılmaz kılıyor.

Yatırımcılar, şirketin gelir tablosundaki gider kalemlerini nasıl kontrol altına alacağını yakından izlemeyi sürdürüyor. İş gücü piyasasındaki sıkılaşma ve enflasyonist baskıların devam etmesi, perakende sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin operasyonel esnekliklerini sınırlandıran en büyük makroekonomik engeller arasında yer alıyor. Ek maliyetlerin bardağın nihai fiyatına yansıtılması seçeneği ise tüketici talebini daraltma riski taşıdığından şirket yönetimi tarafından oldukça temkinli bir şekilde değerlendiriliyor.
Yüksek çarpanlar ve uluslararası genişleme stratejisinin etkileri
Not indiriminin arkasında yatan bir diğer kritik neden ise hisse senetlerinin güncel değerleme oranları üzerinden şekilleniyor. Starbucks hisseleri, mevcut piyasa koşullarında tarihi zirve seviyelerine yakın çarpanlarla işlem görmeye devam ediyor.
Analiz raporları, şirketin fiyat-kazanç oranının 81 seviyesinin üzerine çıktığını gösteriyor. Beklentilerin çok ötesindeki yüksek oran, hisse senetlerinin temel makroekonomik göstergelere kıyasla aşırı primli olduğuna dair kurumsal görüşleri destekliyor.

Yüksek değerleme oranları, büyüme potansiyelinin halihazırda fiyatların içine dahil edildiğini ve olası bir operasyonel hatada hisse senedi yatırımcılarının sert kayıplar yaşayabileceğini gösteriyor. Çeşitli bağımsız finansal kuruluşların yayımladığı raporlar da markanın hisselerini aşırı değerli varlıklar kategorisinde sınıflandırıyor. RBC Capital uzmanlarının tavsiyelerini aşağı yönlü revize etmesi, piyasadaki genel temkinli duruşu teyit eden önemli bir sinyal niteliği taşıyor.
Maliyet baskıları ve değerleme endişelerinin yanı sıra, şirketin uluslararası pazarlardaki agresif büyüme stratejisi de finansal dengeleri doğrudan etkiliyor. Küresel marka, büyüme hedeflerini sadece Kuzey Amerika pazarıyla sınırlandırmayarak gelişmekte olan ülkelerde devasa yatırımlara imza atıyor.
Özellikle Hindistan pazarında yürütülen agresif genişleme politikası analistlerin merceğinde ilk sıralarda yer alıyor. Dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip ülkesinde yeni mağazaların hızla faaliyete geçirilmesi ve yerel tüketici alışkanlıklarına uygun farklı ürün menülerinin piyasaya sürülmesi hedefleniyor.
Genişleme süreci, başlangıç aşamasında ciddi bir sermaye çıkışı gerektirdiğinden kısa vadeli kurumsal zararların artmasına yol açıyor. Yeni açılan mağazaların başa baş noktasına ulaşması için gereken süre, konsolide bilançolar üzerinde dönemsel bir ağırlık yaratıyor.
Starbucks yönetimi ise kısa vadeli kârlılık baskılarına karşın, stratejik pazarlarda kalıcı ve güçlü bir konum elde etme vizyonundan taviz vermiyor. Yatırımcılar, uluslararası gelirlerin ilerleyen dönemde Amerika Birleşik Devletleri operasyonlarındaki yavaşlamayı ne ölçüde telafi edebileceğini yakından izliyor.







