ABD ekonomisinin üçüncü çeyrekteki performansı, piyasaların Federal Reserve tarafındaki bir sonraki faiz indirimi takvimini sorgulamasına neden oldu. Analistler, sürpriz büyüme rakamlarının ardından bankanın stratejisinde ani bir sapma beklemediklerini açıkladı.
Vital Knowledge tarafından yayımlanan bilanço notunda, Mastercard ve ADP verileriyle birlikte GSYİH rakamlarının sağlıklı bir tablo sunduğu belirtildi. Fed Başkanı Jerome Powell, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalarda gayrisafi yurtiçi gelirin güçlü seviyesine dikkat çekmişti.
Raporda, bu verilerin piyasa beklentilerini 18 Mart tarihinden 29 Nisan tarihine kaydırabileceği vurgulandı. Ancak bu durumun hisse senetleri üzerinde kalıcı bir hasar yaratmayacağı ifade edildi.
Fed istihdam piyasalarındaki gelişmelere odaklandı

CIBC analistleri, üçüncü çeyrek büyümesinin temelinde güçlü tüketici harcamaları ve yapay zeka yatırımlarının yattığını belirtti. Tüketim harcamaları geçen çeyrekte yüzde 3,5 artarak toplam genişlemenin yarısından fazlasını oluşturdu.
Yazılım ve Ar-Ge harcamaları gibi kalemler ise çeyreklik büyümenin yüzde 10’luk kısmını sağladı. ABD Merkez Bankası yetkilileri, ekonomik faaliyet verilerinden çok işgücü piyasasındaki yumuşamaya öncelik verdiklerini her fırsatta dile getirdi.
Bankanın işgücü piyasasındaki koşullara göre hareket edeceği ve 2026 yılının ilk yarısında iki faiz indirimi gerçekleştireceği öngörüldü. Yeni yılla birlikte Fed tarafındaki iletişim kanallarının daha şeffaf hale geleceği tahmin edildi.
Ekonomistler faiz indirimi için Nisan ayını işaret etti

Analistler, ekonomik verilerin güçlü gelmesinin faiz indirimlerini tamamen ortadan kaldırmadığını, sadece zamanlamayı ötelediğini belirtti. Bankanın şahin bir tutum sergilemek yerine veriye dayalı ilerlemeyi sürdüreceği açıklandı.
Tüketici harcamalarındaki artışın enflasyon üzerindeki etkisi yakından izlenmeye devam edildi. Piyasalar, nisan ayındaki toplantıda faiz indirimi olasılığını daha güçlü bir şekilde fiyatlamaya başladı.
Bu süreçte teknoloji yatırımlarının büyümeyi desteklemesi kurumsal bilançolar üzerinde olumlu bir etki yarattı. Uzmanlar, Fed tarafından atılacak adımların piyasa dengelerini korumaya yönelik olacağını ifade etti.
Fed faiz kararları ve büyüme verileri arasındaki tarihsel bağ

Fed tarafından alınan faiz kararları ile ABD ekonomisinin büyüme rakamları arasındaki ilişki, son on yılda küresel piyasaların en çok takip ettiği veri setini oluşturdu. Banka, genellikle gayrisafi yurtiçi hasıla artışının hızlandığı dönemlerde enflasyon baskısını dizginlemek adına faiz artırımına yöneldi. Buna karşın büyümenin yavaşladığı veya resesyon riskinin belirdiği süreçlerde ise ekonomiyi desteklemek için faiz indirimlerini devreye aldı.
2015 ile 2019 yılları arasındaki dönem, Fed için para politikasının normalleşme süreci olarak kayıtlara geçti. Bu dönemde üçüncü çeyrek büyüme verileri istikrarlı bir seyir izledi ve banka kademeli olarak faiz artırımı uyguladı. Ekonomik aktivitenin canlılığı, Fed yetkililerinin borçlanma maliyetlerini artırma konusundaki güvenini pekiştirdi.
Pandemi dönemi ve enflasyonla mücadele süreci

2020 yılında yaşanan küresel sağlık krizi, bu tarihsel korelasyonu geçici olarak devre dışı bıraktı. Üçüncü çeyrekte kaydedilen sert büyüme rakamları, bir önceki dönemdeki tarihi daralmanın bir tepkisi olarak görüldü. Fed, bu süreçte büyümeye bakmaksızın faizleri sıfır seviyesine çekti ve piyasaya devasa likidite sağladı.
2022 yılından itibaren ise tablo tamamen değişti. Enflasyonun kontrolden çıkmasıyla birlikte Fed, GSYİH büyümesi güçlü kalsa bile agresif bir faiz artırım döngüsü başlattı. Bu durum, bankanın fiyat istikrarını sağlamak adına ekonomik büyümeden bir miktar feragat edebileceğini gösterdi. 2023 ve 2024 yıllarında yüksek faiz oranlarına rağmen ABD ekonomisinin dirençli kalması, yumuşak iniş beklentilerini artırdı.
Mevcut ekonomik görünüm ve beklentiler

2025 yılının üçüncü çeyreğinde açıklanan yüzde 4,3’lük büyüme verisi, Fed için yeni bir karar aşamasını beraberinde getirdi. Ekonominin potansiyelinin üzerinde büyümesi, faiz indirimlerinin hızına dair soru işaretlerini çoğalttı. Banka, büyüme verilerini yakından takip ederken istihdam piyasasındaki olası çatlakları da radarında tuttu.
Tarihsel veriler, Fed’in büyüme rakamları beklentileri aştığında faiz indiriminde daha temkinli davrandığını kanıtladı. 2026 yılına dair projeksiyonlar, ekonomik aktivitenin soğuma hızına bağlı olarak şekillenecek. Uzmanlar, büyüme ve faiz politikası arasındaki bu hassas dengenin önümüzdeki dönemde de piyasaların ana gündemi olacağını ifade etti.







