ABD yönetiminin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu tutuklayarak ABD’ye götürmesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın ülke yönetimini devralacaklarını açıklaması küresel düzeyde deprem etkisi yarattı.
Washington kaynaklı son dakika bilgilerine göre New York Güney Bölge Mahkemesi tarafından hazırlanan iddianame sadece bir liderin yargılanmasını değil küresel bir ticaret ağının ifşasını hedefliyor.
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamalarda Maduro’nun narko-terörizm ve kara para aklama suçlamalarıyla yargılanacağı belirtildi. Bu yargılama süreci, geçmişte Venezuela ile yoğun ticari ilişkiler kuran Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler için ciddi riskler barındırıyor.
Savcıların elindeki dosyalarda Venezuela altın ticareti rotasının nasıl işlediğine dair detaylı verilerin bulunduğu ifade ediliyor. Maduro’nun ceza indirimi almak için itirafçı olması durumunda transit ülkelerdeki şirketlere yönelik ikincil yaptırımların devreye girmesi bekleniyor.
Diplomatik ve ticari geçmişin gölgesindeki ilişkiler

Türkiye ile Venezuela arasındaki ilişkilerin en kritik dönemeçlerinden biri 2018 yılı Aralık ayında gerçekleşmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Caracas ziyareti sırasında Türkiye altın piyasasının en önemli isimlerinden birisi olan Ahlatcı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Ahlatcı bizzat Maduro ile tanıştırılmıştı.
O dönemde Maduro, Venezuela’nın altınlarını İsviçre yerine Türkiye’de işleme arzusunu dile getirmişti. Bu temasların ardından 2019 yılı Ocak ayınd Venezuela Ekonomiden Sorumlu Devlet Başkan Yardımcısı Tareck El Aissami bizzat Çorum’a gelerek Ahlatçı Holding’e ait rafineriyi yerinde incelemişti.

Ahlatcı Holding yönetimi o dönemde çıkan haberler üzerine daha sonra yaptığı açıklamalarda, sürecin sadece niyet aşamasında kaldığını ve ABD yaptırımları nedeniyle fiili bir işlem yapılmadığını beyan etmişti. Şirket yetkilileri açıklamalarında ABD mali sisteminden dışlanma riskini göze alamadıklarını belirtmişti.
Ancak, şirketin cirosunda 2018 yılından sonra başlayan olağanüstü artış o dönem uluslararası basının dikkatini çekmişti. Şimdi doğal olarak, Maduro’nun ABD’li savcılarla yapacağı olası bir pazarlıkta bu ziyaretlerin ve planların detaylarını anlatmasının diplomatik bir gerilime yol açması ihtimali üzerinde duruluyor.
Kara listedeki şirketler ve lojistik ağları

ABD Hazine Bakanlığı geçmişte aldığı kararlarla, Venezuela bağlantılı İstanbul merkezli Mulberry Proje Yatırım A.Ş. gibi bazı şirketleri yaptırım listesine almıştı. ABD resmi raporlarına göre bu ve benzeri bazı şirketler, Maduro rejiminin gıda yardım programı üzerinden yürütülen yolsuzluk ağının bir parçasıydı. İddialara göre Venezuela’dan çıkarılan altınlar Türkiye’ye getiriliyor ve karşılığında ülkeye fahiş fiyatla gıda satılmış gibi gösteriliyordu.
Soruşturma dosyalarında Mulberry ile bağlantılı olduğu öne sürülen Marilyns Proje Yatırım ve Mibiturven gibi yapıların/şirketlerin de adı geçiyordu. ABD istihbaratı bu ortaklıkların asıl amacının izlenebilirliği olmayan altınları sisteme sokmak olduğunu raporlamıştı.
İşte, Venezuela altın ticareti gelirlerinin aklanması sürecinde rol aldığı iddia edilen bu şirketlerin kayıtları, Maduro’nun yargılanma sürecinde yeniden masaya yatırılacak en önemli deliller arasında yer alıyor.
Denizlerdeki hayalet filolar ve Taşkın Torlak davası

Öte yandan o dönemde ABD Adalet Bakanlığı enerji ve altın taşımacılığında kullanılan lojistik yöntemleri de aynı kapsamda mercek altına almıştı. Kasım 2024 tarihinde Miami’de tutuklanan Türk vatandaşı Taşkın Torlak davası bu sürecin en somut örneklerinden birini oluşturuyor. Torlak, Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA adına yasa dışı taşımacılık yapmak ve gemilerin konum verilerini manipüle etmekle suçlanmıştı.
İddianameye göre gemiler, Venezuela sularına girerken uydu cihazlarını kapatarak karanlık yolculuk yapıyor veya GPS sinyalleriyle oynayarak farklı bir konumda görünüyorlardı. Petrolün açık denizde gemiden gemiye transfer edilmesiyle menşei belgesinin değiştirildiği de tespit edilmişti. Benzer yöntemlerin Venezuela altın ticareti lojistiğinde de kullanıldığı ve altının izinin kaybettirilmesi için Karayip adaları veya Afrika ülkeleri üzerinden dolaştırıldığı da biliniyor.
Bankacılık sisteminden kripto varlıklara geçiş süreci

ABD’nin finansal baskı stratejisi Türk bankacılık sistemini 2019 yılından itibaren Venezuela ile olan işlemlerini durdurmaya zorlamıştı. ABD Hazine Bakanlığı yetkilisi Marshall Billingslea’nın Şubat 2019’daki Ankara ziyaretinde verdiği sert mesajların ardından Ziraat Bankası Venezuela Merkez Bankası ile olan hesap ilişkilerini sonlandırmıştı. İddialara göre resmi kanalların tıkanması üzerine ticaretin finansmanı için Rusya ve Dubai üzerinden işleyen nakit para trafiği devreye girmişti.
Son dönemde ise bankacılık dışı yöntemlerin de ötesine geçilerek kripto paraların yoğun bir şekilde kullanıldığı ileri sürüldü. Venezuela petrol ve altın satışlarını USDT gibi kripto varlıklar üzerinden yapmaya başladı. Türkiye’deki aracılar dijital cüzdanlara gelen bu fonları Kapalıçarşı gibi serbest piyasalarda nakde çevirerek gıda ve inşaat malzemesi tedarikçilerine ödeme yaptığı ileri sürüldü. İşte şimdi Maduro’nun yakalanmasıyla birlikte iddia edilen bu dijital ağların şifrelerinin de ABD’nin eline geçmesi çok yüksek bir olasılık.
Venezuela’nın ABD baskıları nedeniyle, ağırlıklı olarak kripto paralarlar, Türkiye’nin de içine olduğu ülkelerle yürüttüğü uluslararası ticarete dair bazı belgeler de ortaya çıkmıştı. Bu konuda uluslararası itibarı yüksek kuruluşlar çok önemli raporlar hazırlamıştı.
Chainalysis ve TRM Labs Raporları: Raporu hazırlayan blockchain analiz şirketleri, Venezuela ve Rusya kaynaklı “yüksek riskli” kripto varlıkların, İstanbul ve Dubai merkezli OTC (Over-The-Counter / Tezgah Üstü) masalarında nakde çevrildiğini raporladı.
OTC masaları, kripto borsalarına girmeden, elden nakit karşılığı dijital varlık takası yapılan yerler ve dünyada bu işin merkezlerinden biri Kapalıçarşı.
Wilson Center Raporu: ABD merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center, Venezuela’nın altın ve petrol gelirlerini aklamak için Türkiye’deki paravan şirketleri ve fiziksel nakit piyasalarını (Kapalıçarşı döviz büroları ağı) kullandığına dair kapsamlı raporlar yayınladı. Raporda, “Ambargo altındaki paranın banka yerine fiziki altın veya Kapalıçarşı’daki döviz sistemiyle (Havale benzeri) transfer edildiği” vurgulandı.
Maduro ailesinin gizli serveti ve itirafçı pazarlığı

Sorgu sürecinin en kritik başlıklarından birini Maduro ailesinin kişisel serveti ve bu servetin saklandığı yerlerin oluşturması bekleniyor. Los Chamos olarak bilinen Maduro’nun üvey oğullarının devlet ihaleleri üzerinden aldıkları komisyonları Panama ve Hong Kong gibi merkezler üzerinden akladığı iddia ediliyor. Suisse Secrets belgelerinde de Venezuela’dan kaçırılan milyarlarca doların İsviçre bankalarında farklı isimler altında tutulduğu ortaya çıkmıştı.
ABD makamları Maduro’nun işbirliği yapması karşılığında cezaevi koşullarında iyileştirme veya ömür boyu hapis cezasından kurtulma şansı sunabilir.
Maduro’nun Orinoco Maden Kemeri’nden çıkarılan kayıt dışı altınların yerini ve bu altınların hangi ülkelerdeki kasalarda saklandığını itiraf etmesi küresel bir varlık avını başlatabilir. Bu durum Venezuela altın ticareti içinde yer almış tüm aktörler için hukuki ve mali bir kabus senaryosu anlamına geliyor.






