AB ortak stratejik rezervi enerji krizini çözmeyecek

AB ortak stratejik rezervi enerji krizini çözmeyecek

Avrupa Birliği (AB), enerji fiyatlarındaki artışa karşı alınabilecek önlemler kapsamında stratejik ortak doğal gaz rezervi oluşturmaya hazırlanırken, uzmanlar mevcut enerji krizinin bu yöntemle çözülemeyeceğini öngörüyor.

A+A-

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sonrasında ekonomik toparlanmayla birlikte küresel enerji talebinde yaşanan hızlı artış ve düşük arz enerji krizine yol açarken, AB son bir yılda yüzde 600'ün üzerinde artış gösteren doğal gaz fiyatlarıyla mücadele ediyor.

AB Komisyonu, geçen hafta enerji fiyatlarındaki artışa karşı üye ülkelere kısa vadede elektrik ve gaz faturalarını erteleme, hanelere doğrudan ödeme yapma ve vergi indirimi gibi seçenekler içeren bir öneri paketi sunarken, liderler 21-22 Ekim'de Brüksel'de düzenlenecek AB Liderler Zirvesi'nde İspanya tarafından teklif edilen stratejik doğal gaz rezervi oluşturulması konusunu ele alacak.

Bazı üye ülkelerin ulusal gaz rezervleri olmakla birlikte, AB'nin ortak bir stratejik gaz rezervi bulunmuyor. En büyük depolama kapasiteleri ise Almanya, İtalya, Hollanda ve Fransa'da bulunuyor. Doğu ve Güneydoğu Avrupa ülkelerinde daha küçük depolama kapasiteleri bulunurken, bu kapasiteler yeterli altyapının bulunması halinde diğer üye ülkelerle paylaşılabiliyor.

Gas Infrastructure Europe verilerine göre, AB'nin doğal gaz depolama kapasitesi 117 milyar metreküp seviyesinde bulunuyor.

Avrupa Politikaları Çalışmaları Merkezi (CEPS) Araştırma Görevlisi İrina Kustova, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ortak stratejik gaz rezervi oluşturulması fikrinin mevcut krizde etkili olamayacağını ifade etti.

Doğal gazı depolamanın, petrolden daha zor olduğunu belirten Kustova, "Teklif, stratejik rezerv önleminin AB doğal gaz piyasa tasarımıyla nasıl örtüşeceği konusunda kafalarda pek çok soru işareti yaratıyor. Doğal gaz ya yeraltı depolama tesislerinde ya da yüzer depolama ve yeniden gazlaştırma ünitelerinde depolanabilir. İki durumda da, mevcut piyasa modelinde bu depolamanın maliyetini kimin karşılayacağı, yani doğrudan kar sağlamadan bu kapasitenin rezerve edilmesinin yükünü kimin sırtlanacağı önemli bir soru. Özellikle, fiyatlar yüksekken doğal gaz depolamak piyasa mantığıyla da çelişiyor." diye konuştu.

Kustova, yüksek gaz fiyatlarının, son yıllarda düşüş eğiliminde olan kömür kullanımının yaygınlaşması gibi negatif sonuçlarının da olabileceğine işaret etti.

Krizin enerji dönüşümü üzerindeki etkisinin kalıcılığının önemine işaret eden Kustova, bunu da kış aylarındaki gaz fiyatlarının belirleyeceğini vurguladı.

"En önemli problem talebin büyümesi"

Avrupa Politika Merkezi (EPC) Analisti Marco Giuli de yeni bir stratejik rezerv oluşturulması için elektrik piyasası tasarımında veya ortak satın alımlarda yapılması gereken revizyonların zaman alacağını söyledi.

Talep tarafındaki artışa yönelik adımların atılmasının daha doğru olacağını aktaran Giuli, "Önümüzdeki dönemde spot piyasalarda fiyatları öngörmek çok zor. Önümüzdeki süreçte elbette ana üreticilerden bazı sinyaller almak yardımcı olabilir." diye konuştu.

Giuli, gelecek 10 yılda doğal gazda önemli bir yeni kapasitenin piyasaya girmesinin beklendiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Ancak en önemli problem hem Avrupa hem Asya'da talebin büyümesi gibi duruyor. Yakın dönemde Rusya'nın arzı ve talep düşüşünün yakından takip edilmesi gerekiyor. Mevcut krizi stratejik rezerv çözemez. Her durumda, siyasi müzakereler, gereken finansal ve idari kaynaklar zaman alacaktır. Bu çözümün nasıl bir fayda sağlayacağı zaten belirsizken, buna tüm üye ülkelerin katılıp katılmayacağı meçhul. Ancak buna benzer araçlar, Avrupa ve tedarikçileri için enerji dönüşümünde daha uzun vadeli olarak gereken gaz kaynağına dair planlar yapılması için tasarlanabilir. Tedarikçilerden gelen fazla kapasitenin rezerve edilmesine yönelik bir tür sigorta mekanizması bu anlamda etkili olabilir."