İran‘da yaşanan savaşın dünyanın en kritik ticaret rotalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki gübre sevkiyatı koridorunu kapatması, küresel gıda fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi riskini doğurdu.
Enerji piyasaları öncelikle petrol arzına odaklansa da analistler, gübre tedarik zincirindeki bozulmanın uzun vadeli ekonomik etkilerinin gıda enflasyonu yoluyla çok daha geniş bir alana yayılabileceği uyarısında bulunuyor.
Wolfe Research Kıdemli Ekonomisti Stephanie Roth, Salı günü yayımladığı raporunda, enerji dışındaki en büyük riskin gübre kıtlığı nedeniyle artan tarımsal maliyetlerin gıda fiyatlarına yansıma potansiyeli olduğunu vurguladı.
Roth’un analizlerine göre, sevkiyatlardaki bu aksama ev içi gıda enflasyonunu yaklaşık 2 baz puan artırabilir. Bu durumun, enerji fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan 0,40 puanlık yükselişe ek olarak, genel enflasyon üzerinde yaklaşık 0,15 puanlık bir yukarı yönlü baskı oluşturması bekleniyor.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun Çarşamba günü açıkladığı verilere göre, ev içi gıda enflasyonu Şubat ayında yıllık bazda %2,4 artış göstermişti. Tüketicilerin halihazırda yüksek gıda, barınma ve enerji maliyetleriyle mücadele ettiği bir dönemde gelen bu yeni maliyet artışları, küresel piyasalardaki kırılganlığı artırıyor.
Gübre sevkiyatı ve tarımsal verimlilik üzerindeki baskı
Dünya genelinde ticareti yapılan gübrenin üçte birinden fazlası Hürmüz Boğazı üzerinden naklediliyor ve bu rota tarımsal tedarik zinciri için hayati bir damar niteliği taşıyor. Geçtiğimiz ayın sonunda başlayan çatışmalarla birlikte rotadaki ticari trafik büyük ölçüde durma noktasına geldi.
Bu durum, özellikle Kuzey Yarımküre’deki çiftçilerin bahar ekimi için tarlalarını hazırladığı kritik bir döneme denk geldi. Gübrelerin mahsul döngüsünün başında uygulanması ve yıl sonundaki hasat verimini doğrudan belirlemesi nedeniyle, zamanlama büyük bir önem taşıyor.

Ekonomist Stephanie Roth, gübre arzının bu pencere aralığında daralması durumunda çiftçilerin uygulama oranlarını düşürmek zorunda kalabileceğine dikkat çekiyor. Bu senaryo; mısır, soya fasulyesi, buğday ve pirinç gibi temel ürünlerde verim kaybına yol açarak tarımsal maliyetleri tırmandırabilir.
Sektör temsilcileri de bu endişeleri paylaşırken, fiyatların şimdiden yükselmeye başladığını kaydediyor. Gübre Enstitüsü tarafından toplanan verilere göre, savaşın başlangıcını kapsayan 27 Şubat ile 6 Mart arasındaki haftada, ABD’deki ithal üre gübresinin ton başına fiyatı %30 oranında sert bir yükseliş kaydetti.
Küresel piyasalarda arz güvenliği ve fiyat dengeleri
Mahsul verimini artırmak için yaygın olarak kullanılan azot bazlı bir gübre olan üre, bölge üzerinden ticareti yapılan en yoğun ürünler arasında yer alıyor. Gübre Enstitüsü Kıdemli Ekonomisti Veronica Nigh, ticaretin aksamasının sürmesi durumunda çiftçiler ve perakendeciler için artan maliyetlerin nihayetinde tüketiciye yansıyacağını ifade etti.
Nigh, bu durumun küresel bir etki yaratacağını belirterek, maliyetlerin tüketiciye bu denli doğrudan aktarıldığı bir senaryonun daha önce tecrübe edilmediğini dile getirdi. ABD, toplam gübre kullanımının yaklaşık %20’sini ithalatla karşılarken; üre gibi ürünlerde Kanada, Rusya ve Trinidad-Tobago gibi farklı tedarikçilere de güveniyor.

Ancak asıl büyük risk, Körfez bölgesinden yapılan ihracata bağımlı olan Asya ve Afrika ülkeleri için geçerli. Hindistan gibi büyük ekonomiler ve yerel gübre üretimi için hammadde ithal eden Afrika ülkeleri, bu arz kesintisinden en çok etkilenecek bölgeler arasında gösteriliyor.
Öte yandan, sevkiyatlardaki aksamalar çiftçiler ve hanehalkı için maliyet artışı anlamına gelse de bazı büyük üreticiler bu durumdan finansal fayda sağlayabiliyor. Örneğin, CF Industries hisseleri Pazartesi günü tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Şirketin hisseleri son bir haftada yaklaşık %10 değer kazanarak 2022’den bu yana en büyük çoklu günlük artışını gerçekleştirdi. Bu durum, arz güvenliği endişelerinin piyasa oyuncuları arasındaki fiyatlama davranışlarını nasıl değiştirdiğini açıkça ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik durumunun normale dönmemesi halinde, tarımsal emtia piyasalarındaki volatilitenin devam etmesi ve bunun küresel merkez bankalarının enflasyonla mücadelesini zorlaştırması bekleniyor.







