S&P 500 endeksi için hazırlanan yeni yatırımcı notunda Citi analistleri, yıl sonu hedefini 7.700 puan seviyesinde sabit tutarken, piyasalardaki yumuşak iniş senaryosunu tehdit eden jeopolitik ve makroekonomik risklere dikkat çekti.
Citi’nin hazırladığı temel senaryo, S&P 500 endeksi bileşenleri için 2026 yılına dair 320 dolarlık hisse başına kazanç tahminine dayanıyor. Stratejistler, bahsi geçen 320 dolarlık rakamın yılın erken dönemlerinde oldukça agresif göründüğünü ancak güncel şartlarda muhafazakar bir tahmine dönüştüğünü belirtiyor.
Aşağıdan yukarıya doğru yapılan konsensüs hesaplamaları, hisse başına kazanç beklentisinin an itibarıyla 321,3 dolar seviyesinde bulunduğunu gösteriyor. Dördüncü çeyrek bilanço sezonunun son derece sağlıklı ve pozitif sürprizlerle geçmesi, 2025 yılına ait tam yıl kazançlarını yaklaşık 276 dolara yükselterek piyasalardaki iyimserliği destekledi.

İyimser yükseliş senaryosu S&P 500’ü 8.300 seviyesinde konumlandırıyor. Hazırlanan pozitif tablo, çok daha agresif bir kar büyümesi ve nispeten yüksek değerleme çarpanları içeriyor. Kötümser düşüş senaryosu ise S&P 500’ün 5.700 puana kadar inebileceğini öngörüyor. Kötümser tablo, şirketlerin temel karlılık oranlarındaki hayal kırıklığını ve çarpan daralmasını hesaba katıyor.
S&P 500 kazanç beklentileri ve borsadaki genişleme
Borsalardaki kazanç tablosu, mevcut makroekonomik tehditlere rağmen genel olarak destekleyici yapısını korumayı başarıyor. Sektörel bazda incelendiğinde özellikle Bilgi Teknolojisi alanındaki şirketlerin performansı açıkça öne çıkıyor. Teknoloji sektörünün 2026 kazanç tahminleri, yılbaşından itibaren yüzde 11 oranının üzerinde yukarı yönlü revize edilerek yatırımcı güvenini tazeledi.
Elite 8 şeklinde adlandırılan dev sermayeli şirketler, S&P 500 kazanç revizyonlarının çok büyük bir kısmını yönlendirmeyi sürdürüyor. Analistler, endeksin geri kalanını oluşturan “Diğer 492” şirketin de toplam büyümeye daha anlamlı katkılar sunmaya başladığının altını çiziyor. Dev şirketlerin gölgesinde kalan firmaların, 2026 yılında düşük çift haneli kazanç büyümesi sergilemesi bekleniyor. S&P 500’ün çoğunluğunu oluşturan şirketler grubu, 2024 yılında yaşadıkları kazanç resesyonunu geride bırakarak yeniden büyüme evresine girdi.
Mart ayının son haftalarına girilirken, borsadaki genişleme dinamikleri belirgin bir değişim sergiliyor. Yılbaşından günümüze kadarki süreçte Elite 8 grubundaki dev teknoloji hisseleri yaklaşık yüzde 10 oranında değer kaybetti. Mega sermayeli şirketlerdeki düşüşe karşılık, endeksin geri kalanı küçük de olsa pozitif getiri elde etmeyi başardı. Ortaya çıkan tablo, 2025 yılında yaşanan durumun tam tersi bir görünüm sunuyor.

Geçtiğimiz yıl dev sermayeli şirketler yaklaşık yüzde 25 getiri sağlarken, piyasanın geri kalanı yalnızca yüzde 14 oranında kalmıştı. Küçük ve orta ölçekli şirket endeksleri son dönemde nispeten iyi performans göstererek sırasıyla yüzde 3 ve yüzde 4 oranlarının üzerinde yükseliş kaydetti.
Makroekonomik riskler ve Federal Rezerv para politikası
Finansal piyasaların önündeki en acil ve ciddi endişe kaynağını Orta Doğu’daki savaş oluşturuyor. Scott Chronert liderliğindeki strateji ekibi, İran savaşının piyasa iyimserliğine yönelik bir dizi zorluğun en sonuncusu olduğunu vurguluyor. Küresel piyasalarda uzun süre yüksek seviyelerde seyreden petrol fiyatları, hanehalkı ve şirketlerin toplam tüketim alışkanlıkları üzerinde devasa bir risk yaratıyor.
Enerji maliyetlerindeki artışın sürmesi, hükümetlerin sağladığı mali teşvikleri ve gevşek para politikasının getirdiği tüm faydaları tamamen dengeleme potansiyeli taşıyor. Tüketici harcamalarındaki olası bir daralma, şirketlerin gelir projeksiyonlarını doğrudan aşağı çekecektir.

Jeopolitik risklerin haricinde Citi analistleri, teknoloji ve finans dünyasından kaynaklanan farklı tehditleri de sıralıyor. Yapay zeka sektöründeki olası bir düzeltme riski, özel kredi piyasalarındaki likidite endişeleri ve uluslararası ticaretteki devam eden gümrük tarifesi belirsizlikleri piyasaları tedirgin ediyor.
Gündemdeki faktörlerin tamamı, analistlerin sıklıkla dile getirdiği “altın çağ” makro ortamına yönelik en büyük iç tehditler olarak sınıflandırılıyor. Küresel tedarik zincirlerindeki bozulmalar ve artan ticaret engelleri, çok uluslu şirketlerin maliyetlerini artırarak kar marjlarını daraltıyor. Makroekonomik şokların üst üste gelmesi durumunda, borsalardaki satış baskısının derinleşmesi kaçınılmaz bir son olarak değerlendiriliyor.
Makroekonomik veriler ve para politikası tarafında, Citi ekonomistlerinin faiz indirim döngüsüne dair net öngörüleri bulunuyor. Uzmanlar, Federal Rezerv yetkililerinin haziran ile eylül ayları arasındaki dönemde üç kez 25 baz puanlık faiz indirimine gitmesini bekliyor.
Beklenen hamlelerin gerçekleşmesi halinde, gösterge politika faizi yıl sonuna kadar yüzde 2,75 ile yüzde 3,0 aralığına inmiş olacak. Para politikasındaki gevşeme adımları, şirketlerin borçlanma maliyetlerini düşürerek yatırımları teşvik etmeyi amaçlıyor. Düşük faiz ortamı, hisse senetleri gibi riskli varlıkların cazibesini doğrudan artırıyor.
Ekonomik büyüme cephesinde ise gayrisafi yurt içi hasıla oranlarının yıllık bazda hafifçe hızlanacağı öngörülüyor. Sıkı para politikasının gevşemesiyle birlikte sanayi ve hizmet sektörlerinde kısmi bir ivmelenme bekleniyor. Ancak analistler, yaratılan pozitif ivmenin yılın ikinci yarısında giderek kaybolacağını ve ekonomik aktivitenin yavaşlayacağını tahmin ediyor.
Tüketici güvenindeki kırılganlık, yıl sonuna doğru harcamaların kısılmasına zemin hazırlayabilir. İyimser ve kötümser piyasa psikolojisini ölçen Citi Levkovich Endeksi, tarafsız aralığın üst sınırına doğru hareket etti. Nötr bölgenin üst sınırında gezinen gösterge, yatırımcıların geleceğe dair kararsız ancak temkinli duruşunu net şekilde özetliyor.






