Petrol fiyatları, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına yönelik baskıyı artırmak amacıyla sınırlı bir askeri operasyonu değerlendirdiğini açıklamasının ardından cuma günü değer kaybetti.
Beyaz Saray’da valilerle düzenlenen kahvaltılı toplantıda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, olası bir müdahale hakkında “Sanırım bunu değerlendirdiğimi söyleyebilirim” ifadelerini kullandı. Bu gelişmeyle birlikte, küresel gösterge olan Nisan vadeli Brent petrolün varil fiyatı, önceki kazançlarını geri vererek yüzde 0,6 oranında bir düşüşle 71,23 dolara geriledi.
ABD Batı Teksas Tipi (WTI) ham petrol vadeli işlemleri ise 41 sentlik kayıpla 66,02 dolar seviyesinden işlem gördü. Orta Doğu’daki arz risklerini yakından takip eden enerji piyasası katılımcıları için bu dalgalanma, her iki kontratın da bir önceki seansta son altı ayın en yüksek kapanışını gerçekleştirmesinin ardından geldi.
İsviçre’de Tahran’ın nükleer programına ilişkin çıkmazı çözmek amacıyla hafta boyunca yürütülen müzakereler, Washington’dan gelen suçlamalarla gölgelenmiş durumda. İlk raporlar belirli bir ilerleme kaydedildiğine işaret etse de ABD yönetimi, İran’ın temel talepleri karşılamada yetersiz kaldığını vurguladı.

Washington’da Barış Kurulu’nun ilk toplantısında konuşan Trump, Tahran’ın bir anlaşmaya varmaması durumunda “kötü şeyler olacağını” ifade ederek diplomatik baskının dozunu artırdı.
ABD Başkanı, bir anlaşmaya varılıp varılmayacağı veya askeri seçeneğin devreye girip girmeyeceğinin önümüzdeki 10 gün içinde netleşeceğini belirtirken, daha sonra Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada 10 ila 15 gün içinde bir sonuç görmek istediğini kaydetti.
Orta Doğu’da askeri hareketlilik ve arz güvenliği endişeleri
Bölgedeki askeri yığınağın artması ve Beyaz Saray’ın bu hafta sonu kadar erken bir tarihte müdahale planlarını görüştüğüne dair iddialar, enerji koridorlarındaki tansiyonu yükseltiyor. Trump, İran’ın nükleer potansiyelinin geçen yıl haziran ayındaki saldırılarla “tamamen yok edildiğini” iddia ederken, “Bir adım daha ileri gitmemiz gerekebilir ya da gerekmeyebilir” diyerek belirsizliği korudu.

İran ise Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’e gönderdiği mektupta, herhangi bir askeri saldırıya “kararlı bir şekilde” yanıt verileceğini bildirdi.
Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi’nde Rusya ile ortak deniz tatbikatları düzenleyen Tahran yönetimi, bölgedeki stratejik caydırıcılığını sergilemeye devam ediyor. Eski İsrail Büyükelçisi Daniel Shapiro, askeri hazırlıkların tamamlanmak üzere olduğunu belirterek, “Müdahale penceresi cumartesi gecesi itibarıyla açılıyor ancak bu hemen bir saldırı olacağı anlamına gelmiyor; başkan İran’dan taviz bekliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Morgan Stanley Baş Emtia Stratejisti Martijn Rats, küresel petrol piyasasının arz bakımından “oldukça iyi durumda” olduğunu ancak üç temel faktörün fiyatları yukarı yönlü baskıladığını belirtiyor. Rats, bu unsurları İran’a yönelik endişeler, Çin’in stoklama amaçlı alışılmadık yüksek hacimli alımları ve artan navlun maliyetleri olarak sıralıyor.
Uzmanlara göre, özellikle Çin’in bu kadar büyük bir envanter biriktirmesi piyasada soru işaretleri yaratsa da en belirgin risk faktörü İran ile yaşanan gerilim olmaya devam ediyor.

Barclays stratejistleri ise hisse senedi piyasalarının jeopolitik gürültüyü şimdilik görmezden geldiğini, ancak ABD’nin bölgedeki askeri kapasitesini artırmasının risk primini canlı tuttuğunu ifade ediyor.
Petrol fiyatları üzerinde diplomatik ve ekonomik beklentiler
Piyasa analistleri, olası bir askeri müdahalenin petrol fiyatları ve küresel ekonomi üzerindeki etkisinin operasyonun kapsamına bağlı olacağını öngörüyor. ABD’de yaklaşan ara seçimler ve Washington yönetiminin tüketiciler için enerji maliyetlerini düşük tutma önceliği, uzun süreli bir çatışma olasılığını zayıflatıyor.
Analistler, herhangi bir saldırının geçen yıl olduğu gibi nükleer ve balistik füze tesisleriyle sınırlı kalacağını ve kısa süreli olacağını tahmin ediyor. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt’in İran için “anlaşma yapmanın çok akıllıca olacağı” yönündeki açıklamaları, diplomatik çözüm kapısının henüz tamamen kapanmadığını gösteriyor. Sonuç olarak, petrol fiyatları önümüzdeki 15 günlük süreçte Washington-Tahran hattından gelecek resmi açıklamalara ve askeri hareketliliğin boyutuna göre yön bulmaya devam edecektir.
Yatırımcılar ve piyasa uzmanları, arz güvenliğinin korunması adına bölgedeki gerilimin bir “enerji krizine” dönüşüp dönüşmeyeceğini izlerken, kısa vadede volatilite beklentisi hakimiyetini koruyor.






