Türkiye’de taşınmaz/emlak alım satım işlemlerinde güvenliği artırmayı ve kayıt dışılığı önlemeyi hedefleyen yeni bir dönem başlıyor. Resmi Gazete‘de yayımlanan “Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” uyarınca, emlak satış bedellerinin bankalar ve yetkili finans kuruluşları tarafından oluşturulan güvenli ödeme sistemi üzerinden aktarılması zorunlu hale getirildi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan düzenleme, mülkiyet devri ile para transferinin eş zamanlı gerçekleşmesini teminat altına alıyor.

Yeni düzenleme kapsamında, taşınmaz satış bedelinin bir kısmının veya tamamının bankalar, finansman şirketleri ya da tasarruf finansman şirketleri tarafından kredilendirilmesi durumunda, kredi tutarı dışındaki kalan bakiye mutlaka bu sistem üzerinden transfer edilecek.
Satış işlemlerinde nakit taşıma riskini ortadan kaldıran uygulama, alıcı ve satıcı arasındaki güven sorunlarını çözmeyi amaçlıyor. Sistemi kullanan taraflardan bir hizmet bedeli tahsil edilecek ve bu tutar, satıcıya aktarılan toplam bedelden düşülerek mahsup edilecek.

Ticaret Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan yönetmelik, sadece ödeme yöntemlerini değil, emlak işletmelerinin operasyonel süreçlerini de yeniden yapılandırıyor. İşletme adresi, ticaret unvanı veya faaliyet konusuna ilişkin meydana gelen değişikliklerin belirli süreler içinde ilgili mercilere bildirilmesi şart koşulurken, bu tip değişimlerde yetki belgesinin yenilenmesi de zorunlu kılındı.
Ödeme sisteminin teknik usul ve esasları ile süreç takibi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenecek.
Güvenli ödeme sisteminin emlak piyasası üzerindeki etkileri
Gayrimenkul piyasasında şeffaflığı artırması beklenen bu sistemin kullanımı 1 Temmuz 2026 tarihine kadar gönüllülük esasına dayanacak. Belirtilen tarihten itibaren ise tüm taşınmaz ticaretinde sistemin kullanımı mecburi olacak; ancak Bakanlığın bu süreyi üç aya kadar uzatma yetkisi bulunuyor.

Sektör temsilcileri, bu hamlenin özellikle “tapu harcı” gibi kalemlerde gerçek değerin beyan edilmesini teşvik edeceğini ve kayıt dışı para trafiğini önemli ölçüde kısıtlayacağını öngörüyor. Piyasa dinamikleri açısından bakıldığında, sistemin oturmasıyla birlikte gayrimenkul dolandırıcılığı vakalarının asgari düzeye inmesi ve işlem maliyetlerinin daha öngörülebilir hale gelmesi bekleniyor.







