Borsa İstanbul’da keyifsiz günler sürüyor. Mayıs ayını güç bela bitiren borsada endeks haziran ayında da yüz güldürmüyor. Son bir ayda kayıp yüzde 10’a yaklaştı. 11 Mayıs 2026 tarihinde 15.000 puanın üzerinde seyreden BIST100 endeksi 13.700 puan seviyelerine gerilemiş durumda. Halka arzlarla canlanması beklenen borsaya yabancı girişi de yok. Küçük yatırımcı için seçenekler iyice azalmış durumda.
Reel getiriler yetmiyor
Malum enflasyon hız kesmeden yükselişini sürdürüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayı enflasyon verilerini aylık yüzde 1,71 ve yıllık yüzde 32,61 olarak açıkladı.
Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verileri ise tabii ki daha yüksek. ENAG’ın araştırmasına göre mayıs 2026 enflasyonu yüzde 2,16, yıllık ise yüzde 53,13 oranında artış kaydetti.
Bu koşullarda yatırımcının birikimlerindeki değer kaybını koruması pek mümkün görünmüyor. Yatırımcı elini nereye atsa deyim yerindeyse kuruyor. Yine TÜİK verilerine göre aylık en yüksek reel getiri mevduat faizinde gerçekleşti. O da brüt faiz bezi alındığında…
Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde brüt mevduat faizinin getirisi yüzde 1,38 düzeyinde. BIST100 endeksi yüzde 1,34 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; euro yüzde 0,22, Amerikan Doları yüzde 0,23, DİBS yüzde 0,59 ve külçe altın yüzde 2,79 oranlarında yatırımcısına kaybettirmiş durumda. TÜİK’in üç aylık değerlendirmesinde de durum pek değişik değil. Yine brüt mevduat faizi yüzde 1,01 oranıyla yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı. Aynı dönemde külçe altın ise en çok kaybettirenler listesinin ilk sırasında.
Piyasaları tetikleyen ilk unsur…
Yatırım araçlarında durum böyle. Fakat araçların seyrini etkileyen en önemli unsur bugünlerde siyaset. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs’ta Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan Kurultayı’na yönelik açılan iptal davasında, kurultay seçimlerini ve alınan tüm kararları baştan itibaren geçersiz sayan “mutlak butlan” kararı verdi. Karar BIST100 endeksinde aynı gün yüzde 6’lık bir kayba sebep olurken etkisi uzun sürmedi. 10 Haziran’da da Ankara 47. Asliye Hukuk Mahkemesi, Anavatan Partisi’nin 24 Aralık 2023’te gerçekleştirilen Büyük Genel Merkez Kongresi’nin, parti tüzüğüne ve Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı delege ve adaylık işlemleri nedeniyle iptaline karar verdi. Bu kararın ise piyasaya etkisi olmadı.
Siyasi gelişmelerin ekonomiye ve piyasalara etkisi güven açısından çok önemli. Uzmanlar da buna dikkat çekiyor. Ekonomist M. Coşkun Cangöz son değerlendirmesinde “Bir ülkenin hukuk sistemi bazen sadece adalet dağıtmaz; kuru, faizi yükseltir, bütçeyi bozar. Türkiye’de son dönemde yaşananlar da tam olarak bunu doğruluyor: Yargı kararları artık yalnızca siyasetin seyrini değil, kamu maliyesinin görünmeyen kırılganlıklarını da belirliyor” diyor ve ekliyor: “Asıl soru şu: Bu kararların faturası sadece siyasete mi çıkıyor? Hayır. Bir kısmı doğrudan tazminat ödemesi olarak, daha büyük kısmı ise kur, faiz, enflasyon ve güven kaybı üzerinden bütçeye ve ekonomiye yayılıyor”.
Yatırımcı hangi koşulları izlemek zorunda?
Yatırımcı eskiden şirket bilançolarını, faiz kararları ve büyüme verilerini izlerdi. Her bilanço dönemi heyecan yaratır, karlılık tahminleri yapılır ve bu beklentiler satın alınırdı. Bugün ise tablo daha karışık. Artık yatırımcı sadece şirketleri değil, duruşmaları, siyasi açıklamaları, uluslararası ilişkileri ve hatta sosyal medyada oluşan algıyı bile takip etmek zorunda kalıyor.
Bu koşullarda önümüzdeki dönemde özellikle üç başlığın belirleyici olacağını söyleyebiliriz. Birincisi enflasyonun seyri. Enflasyon düşmeden faizlerin kalıcı olarak gerilemesi mümkün görünmüyor. Faizlerin yüksek kaldığı bir ortamda ise şirketlerin finansman maliyetleri artıyor, yatırımlar yavaşlıyor ve borsa üzerinde baskı oluşuyor.
İkinci başlık döviz rezervleri ve kur dengesi. Kurda yaşanabilecek ani hareketler hemen her alanı etkiliyor. Bu nedenle yatırımcının Merkez Bankası verilerini ve rezerv gelişmelerini yakından izlemesi gerekiyor.
Üçüncü ve belki de en kritik unsur ise güven. Güven piyasaları yöneten en güçlü değişkenlerden biri. Siyasilerin açıklamaları ve ardından oluşan senaryolar, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının açıklamaları, yabancı yatırımcı hareketleri ve merkez bankalarının politikaları da yatırım kararlarının ayrılmaz bir parçası haline gelecek.
Nasıl bir strateji?
Uzmanlara göre bugünün koşullarında en önemli unsur likiditeyi korumak. Yani eldeki paranın tamamını uzun süre çıkılamayacak pozisyonlara bağlamamak gerekiyor. İkinci kural çeşitlendirme. Altın, mevduat, hisse senedi ve döviz arasında dengeli bir dağılım yapmak şart. Hisse seçimi yapacak olanların ise sağlam bilançosu olan, borçluluğu yönetilebilir seviyede bulunan ve faaliyet kârlılığını sürdüren şirketleri izleyebilirler. Tabii fiyat grafiğiyle birlikte…





