Dünyada gerek ekonomik gerekse siyasi tüm dengeleri alt üst eden ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve gelişinin birinci yılı doldu. Başkanın bir yıl içinde kavga etmediği, karışmadığı ve tehdit etmediği ülke kalmadı.
Kendi ülkesinin ekonomisi üzerine kara bulutlara neden olan Trump diğer ülkeler için de yaptığı açıklamalar, tehditler ve uygulamalarıyla kaos yarattı.
Dakika 1 gol 1; hoş geldin tarifeler
Neler mi oldu bu bir yıl boyunca… Tam Brezilya dizisi kıvamında; neler olmadı ki? “Önce Amerika” sloganıyla yola çıkan Donald Trump’ın icraatlarından ilki gümrük tarifeleri oldu. Önceki başkanlığı döneminde de gündeme getirdiği tarifeler konusunda bu kez ciddi adımlar attı. Başta Çin olmak üzere neredeyse ABD’nin ticaret yaptığı tüm ülkelere gümrük tarifeleri artırıldı bu da küresel tedarik zincirlerinde gerilimlere yol açtı.
Tarifeler yalnızca Çin’i değil, Vietnam, Hindistan, Meksika gibi ABD’ye yoğun ihracat yapan gelişmekte olan ülkeleri de kapsadı. Yıl boyunca tarife savaşları devam ederken başkan 2026 yılının ilk günlerinde yine bir tarife krizini ateşledi. Trump, Grönland ile ilgili tartışmalarda dünya barışının tehlikede olduğunu savunarak, ABD’nin Grönland’ı almasına karşı çıktıkları gerekçesiyle 8 Avrupa ülkesine gümrük vergileri getireceğini açıkladı.
Grönland’a giden 8 Avrupa ülkesi için 1 Şubat 2026’dan itibaren yüzde 10 gümrük vergisi uygulanacağını, 1 Haziran 2026’dan sonra vergi oranının yüzde 25’e çıkarılacağını söyledi. Grönland gerilimi bu yılın ilk aylarına damgasını vuracak gibi görünüyor.
Hedefteki isim Powell

Trump’ın hedefindeki isimlerden biri de faiz indirimi konusunda piyasa dinamikleriyle hareket etme konusunda kararlı olan Amerikan Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell oldu.
Powell’e demediğini bırakmayan Trump’ın bu yöndeki her açıklaması büyüklü küçüklü güven krizleri yarattı ve dolayısıyla güvenli liman “altına hücum” yaşandı.
Altın ve gümüş rekora doymadı
En güvenilir liman olan altın ve gümüşe olan talep bu iki değerli metalin rekor üstüne rekor kırmasına neden oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın yemin ederek göreve başladığı 20 Ocak 2025’ten bir gün sonra 2.785 dolar olan altının ons fiyatı bir yıl sonra 4.795 dolara kadar yükseldi.
Artış oranı yüzde 67 oldu. Gümüşteki artış ise altının bir hayli üzerinde gerçekleşti; yüzde 179. Trump göreve geldiğinde 31,49 dolar olan gümüşün ons fiyatı, bugün 90 doların üzerine çıkmış durumda.
ABD kripto başkenti oldu mu?
Başkanın iddialarından biri de ABD’yi kripto başkenti yapmaktı. Nitekim kriptolar da hayli hareketli bir yıl geçirdi. Bitcoin 100.000 doların üzerinde başladığı süreçte 126.186 dolara kadar yükseldi, 74.524 dolara kadar da geriledi. 120.000 doların üzerinde kalması durumunda 200.000 dolara yükseleceği konuşuldu ancak ABD’deki her türlü gelişme kripto piyasasında baskı yapmaya devam etti.
Nitekim son olarak kripto piyasalarına düzenleme getiren yasa tasarısının ABD senatosunda ertelenmesi kripto piyasasında baskıyı artırdı. Bitcoin 95.000 dolar seviyesinde takılırken, beklentiler tasarının yasalaşması üzerine yoğunlaştı. Bu süreçte başkan ABD’yi kripto başkenti yapamadı ama yasal düzenlemeler konusunda önemli adımlar da atıldı.
Teknoloji hisseleri neden yükseldi?
Trump’ın teknoloji politikası da dikkat çekti. Trump yönetimi, yarı iletkenler ve yapay zekâ gibi ileri teknolojilerde dışa bağımlılığı azaltmayı stratejik bir hedef haline getirdi.
Ocak 2026’da yürürlüğe giren ve gelişmiş yapay zeka çipleri için uygulanacak olan yüzde 25’lik ek gümrük vergisi, yerli üretimi artırmayı hedefliyor. Teknoloji alanındaki bu gelişmelerden teknoloji şirketlerinin hisseleri de nasibini aldı. Nasdaq son bir yılda yaklaşık yüzde 20 artış kaydetti.
Yerli yatırımcı tablonun neresinde?
Özetle ABD başkanının yön verdiği dünyada görünüm böyle… Peki yerli piyasalar, dolayısıyla yerli yatırımcı bu tablonun neresinde? Malum, değerli metaller ve döviz piyasası uluslararası gelişmelerden fazlasıyla etkilendi. Yükselen ons fiyatıyla birlikte iç piyasada altının gramı da 3.100 liradan 6.400 liraya kadar yükseldi.
Gram altındaki artış bir yılda yüzde 107 oldu. Ancak yurtdışı gelişmeler kadar ve hatta daha da fazla yurtiçi gelişmeler para piyasalarında etkili oldu. Siyasi gerginlikler, ekonomik istikrarsızlık derken yatırımcı, ne yapacağını bilemediği parasını artan enflasyon karşısında koruyamadığı bir yıl geçirdi.
Borsa İstanbul’da ocak ayıyla birlikte yaşanan yükselişe rağmen zararlar telafi edilmiş değil. İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullarda yüksek kârlardan ziyade parasını enflasyon karşısında koruyabilen kuşkusuz en başarılı yatırımcı olacak.





