Borsa İstanbul, gıda sektöründen bir oyuncuyu, Akhan Un’u ağırlamaya hazırlanıyor. Şirket, “un sanayicisi” kimliğinden sıyrılıp “makarna üreticisi”ne dönüşümünü finanse etmek ve yüksek faiz ortamında bilançosunu rahatlatmak için Borsa İstanbul’da yatırımcının karşısına çıkıyor.
Peki, izahnamede altı çizilen %36,30’luk iskonto oranı bir fırsat mı, yoksa risk primi mi? Şirket için kısa, orta ve uzun vadede riskler fırsatlar neler?
Küresel gıda güvenliğinin stratejik önem kazandığı bir dönemde, Akhan Un Fabrikası ve Tarım Ürünleri Gıda Sanayi Tic. A.Ş., 28-30 Ocak 2026 tarihleri arasında talep toplayarak Borsa İstanbul Yıldız Pazar yolculuğuna başlıyor. Nominal değeri 1 TL olan paylar 21,50 TL sabit fiyatla satışa sunulurken, halka arzın toplam büyüklüğü 1,17 milyar TL seviyesinde gerçekleşecek.
>>> Netcad halka arzı: Borsanın “pahalı” yeni oyuncusu mu?
İlk görülen tablo oldukça renkli ve güzel. Ancak rakamların ötesinde, bu halka arzın satır araları, finansal okuryazarlığı yüksek yatırımcılar için “büyüme” ve “borç yapılandırması” (deleveraging) arasında gidip gelen kritik bir dengeye işaret ediyor.
Halka arz geliri bankalara gidecek

Halka arz izahnamesinin en can alıcı noktası, şüphesiz fon kullanım raporunda gizli. Şirket, elde edeceği net gelirin %45’ini finansal borçların kapatılmasına ayıracağını beyan etmiş durumda. 2024 ve 2025 yıllarında, özellikle 33 milyon Avro’luk yeni makarna fabrikası yatırımı nedeniyle artan finansman giderleri, şirketin net kar marjlarını ciddi oranda baskılamış.
Bu durum, halka arzın bir yatırım finansmanından ziyade, bir “bilanço temizliği” operasyonu olduğunu gösteriyor. Yatırımcılar için bunun anlamı ise şu: Şirket kasasına giren para, yeni bir makineye dönüşmeden önce bankalara gidecek.
Ancak yine de bu hamle, faiz giderlerinin bıçak gibi kesilmesi ve şirketin operasyonel karlılığının (FAVÖK) net kara daha güçlü yansıması anlamına geldiği için, orta vadeli “rasyonel” bir strateji olarak okunabilir.
Stratejik dönüşüm: Uncuydu makarnacı oluyor
Akhan Un’u klasik bir un fabrikası olarak değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Şirketin değerleme çarpanlarını değiştiren en önemli hikaye, Ocak 2026 itibarıyla devreye giren ve yıllık 114.432 ton kapasiteli makarna fabrikası.
Un sektörü, düşük kar marjları ve yoğun rekabet ile bilinirken; makarna üretimi markalaşma, ihracat ve yüksek katma değer demektir. Şirketin bu yatırımla “B2B” (kurumsala satış) yapısından, nihai tüketiciye dokunan “B2C” yapısına geçişi, Söke Un örneğinde olduğu gibi piyasada daha yüksek çarpanlarla fiyatlanma potansiyeli taşıyor.
Kritik soru: Değerleme pahalı mı ucuz mu?

Şirketin halka arz fiyatı olan 21,50 TL, Fiyat Tespit Raporu’na göre %36,30 iskonto içeriyor. Borsa İstanbul’daki son halka arzlarda görmeye alışık olmadığımız bu yüksek iskonto oranı, iki şekilde yorumlanabilir:
- Yatırımcı İştahı: Piyasa koşullarında talebi garanti altına almak için sunulan cazip bir “hoş geldin” indirimi.
- Güvenlik Marjı: Şirketin borçluluk yapısının yarattığı risk algısını dengelemek için bırakılan bir güvenlik payı.
Sektörel kıyaslamada ise Akhan Un; aynı sektörün devi Ulusoy Un (ULUUN) ile perakende odaklı Söke Un (SOKE) arasında bir yerde konumlanıyor. Ulusoy Un’un 0,40’lar seviyesindeki düşük PD/DD oranı sektör genelinde bir fiyatlama baskısına işaret etse de, Akhan Un’un makarna hikayesi onu Söke Un’un sahip olduğu yüksek çarpanlara yaklaştırabilir.
Akhan halka arzında riskler ve fırsatlar

Halka arzdan hisse almayı düşünen yatırımcılar açısından en büyük risk, “yeni fabrika sendromu” olacak. Üretim bantlarının tam kapasiteye ulaşması ve pazarın bu yeni arzı emmesi doğal olarak zaman alabilir. Ayrıca buğday fiyatlarındaki küresel volatilite, şirketin işletme sermayesi ihtiyacını (fonun diğer %45’lik kısmı buraya ayrılacak) sürekli canlı tutacaktır.
Sonuç olarak Akhan Un halka arzı, kısa vadeli bir “tavan serisi” kovalamacasından ziyade, şirketin borç sarmalından kurtulup ihracat odaklı bir gıda devine dönüşümüne ortak olma fırsatı olarak bakılabilir.
Katılım Endeksi’ne uygun olan hisse, “borçlu şirket” algısından “nakit yaratan şirket” algısına geçişi başarabilirse, portföylerde orta-uzun vadeli yerini alabilir. Bireysel yatırımcıya %60 tahsisat ayrılması, hissenin tabana yayılacağını gösterse de, kurumsal yatırımcının %40’lık ilgisi, fiyat istikrarı için belirleyici olacak.





